Radyo Tiyatrosu: Parktaki Dost | Dram
1172 segments
Radyo tiyatrosu.
[müzik]
Yapım Ankara Radyosu.
[müzik]
[müzik]
Parkaki dostan
[müzik]
[müzik]
Mustafa Kovancı, yöneten Ejder Akışık.
Yapımcı Metin Öztekin, [müzik]
efektör Nebi Tamyüksel.
>> [müzik]
[müzik]
>> Oynayan sanatçılar Mesut Alpay İzbırak,
Selda Ümit Sergen Ceyhun Nurtekin
Odabaşı, Yıldız Meltem Eseroğlu, Adam
Bülent Türkmen,
>> [müzik]
[müzik]
[müzik]
[müzik]
[müzik]
[müzik]
>> Yıldız bu sabah da kahvaltıya gelmiyor
mu?
>> Evet. Başı ağrıyormuş.
>> Nedense hep yemek saatlerinde baş
ağrıyor. Acaba bir doktora mı götürsek?
Ha
>> neden?
>> Ay Mesut bazen bu rahatlığına
şaşırıyorum yani. İnsan niçin doktora
gider canım?
>> Bilemiyorum hayatım. falına baktırmaya
değil herhalde.
>> Boşuna üzülmene gerek yok Selda. Çünkü
sevgili kardeşinin herhangi bir
rahatsızlığı olduğuna inanmıyorum.
>> Zaten kriz geçirip bayılmadıkça kimsenin
hastalığına inanmazsın.
>> Beni duygusuzlukla mı suçluyorsun?
>> Yook ama bu konuda duygulu olduğunu da
söyleyemeyeceğim.
Ulu tanrım, güne böyle hoş başladığımız
için sana şükürler olsun ya Rabbi.
>> Bu evde sinirli olan yalnızca siz
değilsiniz beyefendi. [iç çeker] Ay ay
yıldızla senin aranda mekik dokumaktan
bir gün çıldıracağım.
>> Çok önemli bir konuya değindin
Seldacığım.
>> Aman alay etme lütfen.
>> Gerçek sorunumuzun farkında mısın?
Yıldız karşısında beni görmeye tahammül
edemiyor. Hepsi bu. Mesut, bunu da
nereden çıkardın?
>> Örneğin dışarıdan geldiğim zaman sudan
bir bahane bulup hemen odasına çekiliyor
ya da
>> Tamam bunu fazla büyütüyorsun.
>> Bu yersiz tavırları artık sinirlerimi
bozuyor.
>> Canım bazı şeyleri görmezden geliver.
>> Ben vurdum duymaz bir adam değilim
hayatım.
>> Zaten bu yüzden her şey sorun oluyor ya.
>> Ne demek istiyorsun?
>> Hiç hiç. Ben öylesine söyledim.
>> Hayır hayır hayır hayır. İmalı konuştun.
Hadi çıkar şu ağzındaki baklayı.
>> Boşver.
>> Allah aşkına sinir etme insanı. Kaç
yıllık eşine hala güvenmiyor musun? Her
şey açıkça ortada değil mi Mesut?
[iç çeker] Yıldız senin en küçük
sözünden bile alınıyor canım.
>> Şu ana kadar onun kalbini kıracak bir
söz söylediğimi de hatırlamıyorum.
>> Onun durumunu neden anlamak
istemiyorsun? H 44 yaşına girdi. Hala
evlenemedi.
>> E bunun sorumlusu ben miyim?
>> E elbette kimsenin suçu yok. O halde
neden bana karşı tavır alıyor?
[iç çeker]
>> Mutluluğumuz onu üzüyor.
>> İyi hanımefendi rahatlasın diye mutsuz
olmalıyız. Öyle mi?
>> Saçmalama Mesut. Öyle demek istemedim.
Yani eziklik, burukluk hissediyor.
>> Merak etme evin içindeki bu gerilim
devam edecek olursa kısa bir zaman sonra
aile mutluluğumuzdan eser
kalmayacağından eminim.
>> Tamam. Tamam. Böyle karamsar olmayı
bırakalım da hadi kahvaltımızı edelim
bari. Hadi.
[müzik]
[müzik]
[müzik]
Merhaba.
Yanınıza oturabilir miyim?
Elbette. Buyurun. Buyurun. Otur. Hah.
Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
Ama ne kadar güzel. Öyle değil mi
beyefendi? Ya
gerçekten öyle.
>> Kışa girdiğimiz şu günlerde siz de benim
gibi yazdan arta kalmış bu hoş havanın
tadını çıkarıyorsunuz galiba.
Bilemiyorum.
Yalnızca kafamı dinlemek için gelmiştim.
A benden rahatsız olduysanız
gidebilirim.
>> Yok canım yanlış anlamayın lütfen.
Oturun oturun rica ederim. Buyurun.
Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
Sizi bu parkta birkaç defa görmüştüm.
Evet. Evet. Ben de sizi hatırlıyor
gibiyim. Doğrusunu söylemek gerekirse
sizinle tanışmak için fırsat kolluyorum.
>> Öyle mi?
>> Evet efendim. Bu semte taşınalı bir ay
oluyor. Çevremdeki her şey benim için
yeni. Eee, bu nedenle insan yanında
konuşacak biri olsun istiyorum.
>> Ya haklısınız.
>> Ah, e, kendimi tanıtayım efendim. Adım
Ceyhun, emekliyim.
>> Eee, benimki de Mesut. E, ben de
emekliyim. [kahkaha]
>> Yoksa bu saatte parkta ne işimiz var,
değil mi efendim? [kahkaha] E öyle
tabii. Eee,
tek başınıza mı yaşıyorsunuz?
>> Eşimle birlikte sakin bir hayat
sürüyorum ama o ev kedisi gibidir. Gezip
tozmayı pek sevmez. Her zaman varlığımın
kendisi için yeterli olduğunu söyler.
Oysa bana bu yetmiyor. Çevremde dost
yüzler görmeyi arzuluyorum.
>> Anlıyorum.
Ama buna karşın sanırım mutlu bir
yaşantınız var. [kahkaha]
Çok şükür birbirimize karşı hep
anlayışlı davrandığımız için pek
sorunumuz olmuyor. Ne güzel. Ne güzel.
Eee size imrenmemek elde değil.
Neden böyle söylediniz efendim? Yoksa bu
>> Yo yok sizi kendi derdimle meşgul etmek
istemem.
>> Ne demek? Sakıncası yoksa bana
rahatlıkla açılabilirsiniz.
Henüz beni yakından tanımıyorsunuz ama
inanın sıraklamayı çok iyi bilirim.
[iç çeker]
Ne yazık ki ailem arasında bazı sorunlar
yaşanıyor.
Yani aslında incir çekirdeğini
doldurmayan şeyler ama işte Evet. Evet.
Asıl sorunumuzun
mutlu olmamızdan kaynaklandığını
söylesem
aklımdan şüphe etmezsiniz umarım.
Doğrusunu isterseniz.
Pek bir şey anlamadım.
Haklısınız. Bazen ben de anlayamıyorum.
Eşimle aramda hiçbir sorunum yok.
Aklım iyice karışmaya başladı. Sorun
baldızım.
bizimle birlikte kalıyor. Yaşı oldukça
ilerlediği halde evlenemedi. E belki de
istediği gibi biriyle karşılaşamamıştır.
Ha o da böyle söylüyor. Ama gerçek çok
daha farklı.
>> Nasıl?
>> Bence erkeklerden nefret ediyor. Buna
açıkça itiraf ediyor mu?
>> Hayır. Ama böyle düşündüğünden eminim.
>> Neden acaba? karşılaştığı bütün olumsuz
durumlardan
erkekleri suçluyor. [kahkaha]
Azizim bu hep böyle değil midir?
Erkekler kadınları, kadınlarsa erkekleri
suçlar.
>> Evet. [kahkaha]
Ama baldızım bu konuda çok hassas.
>> Peki sizinle de çatıştığı oluyor mu?
>> H
>> bazen zaten son zamanlarda evde yüzünü
bile göremiyorum. Adeta benden kaçıyor.
Eşinizle sizi kıskanıyor olmasın.
>> He ben de öyle sanıyorum. Her neyse
bırakalım bunları. Şimdi de konuyu
değiştirelim. Ha
nasıl isterseniz.
>> Anladığım kadarıyla emekli olduktan
sonra siz de başka bir iş yapmayı
düşünmemişsiniz. Ne yapabilirim ki?
Ticarete aklım ermez. Erse de sermaye
isterim. Ama böyle de vakit geçmek
bilmiyor. Gazete, televizyon ye, iç,
yat, kalk. Öyle geçip gidiyor işte
günler. Aşağı yukarı benimki de öyle
dostum. [kahkaha]
[müzik]
>> [müzik]
[müzik]
>> Her zaman dışarıda bu kadar çok
kalmazdım Mesut. Ne oldu? Merak ettim.
>> Parkta otururken ilginç biriyle
tanıştım.
>> Ah öyle mi? Kimmiş? O kadar sohbet ettik
ama ne iş yaptığını sormayı unuttum.
Yalnız o da benim gibi emekli.
>> E peki neler konuştunuz?
>> Sıkıntılardan, sorunlardan.
>> Anlayamadım. Hangi sorunlardan?
>> Eee, Ceyhun Bey kibar bir insan. Beni
sabırla dinleme nezaketinde bulundu.
>> Anlattıklarını merak ettim doğrusu.
>> Canım bilmiyormuş gibi davranma lütfen.
Yıldızdan başka ne sorunumuz var
>> ya?
Benden bu kadar rahatsız olduğunu
bilmiyordum. Enişte
>> bizi mi dinliyordun?
>> Bu ev bir konak değil. Odamın kapısı
açık olduğu için söylediklerinizi
istemeden duydum ama iyi de oldu.
>> İyi Yıldız sinirlenmene gerek yok. Mesut
kötü bir şey söylemiyordu ki.
>> Abla bundan daha kötüsü ne olabilir?
Eniştem yeni tanıştığı birine hemen
benden dert yanmaya başlıyor.
>> Yıldız böyle hırçın davranmanı
gerektirecek hiçbir neden göremiyorum.
>> Öyle mi? Az önce ablama söylediklerini
unutuyor musun?
>> Hayır. Hafızamla ilgili bir derdim yok
benim. Ah! Nasıl böyle pişkin
davranabildiğine şaşıyorum enişte.
>> Ablana söylediklerimi inkar etmiyorum.
Çünkü aşmamız gereken önemli bir sorun
var. Bunu da ailece konuşarak
çözümlemeliyiz. Yıldız, [homurdanır]
>> evinizde olmamam gerektiğini biliyorum.
Buradan ayrılmadığım sürece konunun
çözümlenmesi mümkün değil.
>> Bir dakika, bir dakika. Nereye
gidiyorsun? Konuşmamız gerekiyor.
>> Yok kız lütfen.
>> Hayır konuşacak hiçbir şey yok. Hiçbir
şey.
[müzik]
Hoş geldiniz Mesut Bey.
>> Hoş bulduk efendim. Nasılsınız? Teşekkür
ederim. Teşekkür ederim. İyiyim. Ama siz
pek iyi görünmüyorsunuz. Hah. Önce şöyle
yanınıza oturayım. Of of of of.
Yorulmuşum ya. Geleceğinizden umudu
kesmeye başlamıştım.
>> E neden Ceyhun Bey?
>> E bir iki saat sonra akşam olacak. Doğru
doğru haklısınız.
>> Galiba biraz moraliniz bozuk ha.
>> Evet. Aslında dışarı çıkmaya hiç niyetim
yoktu.
Ama baktım ki evde canım daha çok
sıkılıyor. Hadi Mesut dedim kendi
kendime. Seni sokaklar paklar.
[kahkaha]
İyi ettiniz Mesut Bey. İyi ettiniz.
Canınızın neye sıkıldığını sorabilir
miyim?
Baldızım dün sizi bahane ederek olay
çıkardım. Nasıl olur?
>> Henüz beni tanımıyor ki. Elbette. Zaten
sorun da buradan kaynaklanıyor.
>> Anlayamıyorum.
>> Sizinle dertleşmem hoşuna gitmedi.
Eşimle konuşmama tanık oldu. Yeni
tanışmış olmamızı ayrıca ondan size söz
etmemi sorun haline getirdi. Sonra da
bir mahkum gibi odasına kapandı.
Sizinle dertlerimizi paylaşabilmemiz
için ille de yılların geçmesi
gerekmiyor. Aksi halde insanı insan
yapan içtenlik, dürüstlük ve güven gibi
erdemlerden söz edemeyiz, değil mi?
>> Çok doğru efendim. Çok doğru. Kendisi
hiç kimseye güvenemediğinden
çevresindeki insanların da öyle olmasını
istiyor. Bakın beni yanlış anlamazsanız
bir şey söylemek istiyorum. Evet,
buyurun.
Anlaşıldığına göre baldızınızın ruhsal
dengesinde bazı sorunlar var. H
[kahkaha]
onu tanımadığım için sevindiğimi itiraf
etmeliyim. [kahkaha]
Görüyor musunuz? Benden çok daha
şanslısınız.
[kahkaha]
Şaka bir yana
bu duruma ne kadar üzüldüğümü
bilemezsiniz.
Eskiden böyle değildi. Nedense yıllar
geçtikçe içe kapandı. Sinirli bir yapıya
büründü. Mesut Bey, bu sözlerinizden
gerçekte ona karşı nefret duymadığınızı
an.
>> Elbette azizim. Yalnızca bu haline
üzülüyorum. Zaman zaman öfkeleniyorum
ama ne yapayım yahu? Ben de bir insanım.
Umarım en kısa zamanda her şey yoluna
girer.
>> Neyse. Neyse. Sizi bir yere götürmek
istiyorum.
>> Nereye?
>> Dostlarla bir araya gelip meşk ettiğimiz
bir derneğimiz var. Musikiyi Sevenler
Derneği.
>> Şey
teşekkür ederim Mesut Bey. Çok teşekkür
ederim ama ben
>> ama yoksa istemiyor musunuz? Yok yook.
Hayır. E
kalabalık yerlerden pek hoşlanmam da
>> gezmeyi, insanlarla tanışıp konuşmayı
sevdiğinizi söylemiştiniz.
>> Eee benim için sizinle konuşmak daha
anlamlı. Ayrıca bildiğiniz gibi bu semte
yeni taşındığım için bu bu tür uğraşlar
içine girmeye henüz kendimi hazır
hissetmiyorum. E umarım beni anlayışla
karşılarsınız.
>> Tabii tabii. Ne demişler? Teklif var,
ısrar yok. [kahkaha]
Eviniz ne tarafta? Ceyhun
>> şu şey eee iki sokak aşağıda efendim.
>> Öyle mi? Sözünü ettiğim dernek de aynı
yönde. E az sonra orada bulunmam
gerekiyor. Eğer burada daha fazla
kalmayı düşünmüyorsanız o tarafa doğru
birlikte yürüyelim. Ha
>> tabii. Seve seve. Seve seve. [müzik]
>> [müzik]
[müzik]
>> Yıldız nihayet yavaş yavaş benimle
konuşmaya başladı.
>> Aman iki ay küsturdu da eline ne geçti
sanki?
>> Hiç inat işte.
>> Şunun şurasında ne kadar ömrümüz kaldı?
Zamanımızı dargınlıklarla tüketmenin ne
anlamı var?
>> Ama yine de doğrudan doğruya konuşmuyor
benimle.
Aracı olarak seni kullanıyor. Ah
[iç çeker] ah. Çocuğumuz olsaydı her şey
daha kolaylaşırdı.
>> Bu da nereden çıktı şimdi Selda?
>> Çocuk bulunduğu her ortama sevgi ve
sıcaklık dağıtır. Bir yeğen olsun da
>> çocuğumuz olmadı.
Evlatlık edinmeyi de istemedin.
Şimdi eski defterleri kurcalamayalım.
Bu konuyu kapatalım lütfen.
>> Peki. Peki. Hadi. Peki.
>> Yıldız gecikti. Alt tarafı marketten
ikiü parça yiyecek alıp gelecekti.
>> Canım evden çıkalı daha yarım saat bile
olmadı. Merak etme birazdan gelir.
>> Zelda diyorum ki
>> evet
>> yarın öğleden sonra üçümüz birlikte
çarşıya çıksak nasıl olur? Ha hem size
giyecek bir şeyler de bakarız.
>> İyi hoş da yıldızı nasıl ikna ederiz? Ha
işte bu meseleye karışmam.
>> Tamam tamam. Zaten aranızda gidip
gelmekten pinpon topuna döndüm.
[müzik]
[kahkaha]
Ay bugün çok eğlendik. Öyle değil mi?
>> Evet abla. Boşuna eve kapanıyoruz. Sık
sık dışarı çıkıp böyle insan arasına
karışmak lazım.
>> Evet. Evet. [ani nefes alır] Ah.
[iç çeker] Oysa gençliğimizde böyle
miydik? Piknikler, eğlenceler, geziler.
[kahkaha]
Kıpır kıpır yerimizde duramadığımız için
annem bize gezgin kızlar derdi.
[kahkaha] Her akşam. Bu yüzden evde
çıngar çıkardı. Ama yine her şey tatlıya
bağlanırdı
>> ya. Ya annemizin yanağına kondurduğumuz
birer öpücük bütün gerilimi yok ederdi.
[iç çeker][ani nefes alır]
Keşke o günlere geri dönmek mümkün
olsaydı.
>> Senin gidi
delikanlıları peşinden koşturduğun
günleri özledin değil mi?
>> Yok canım. Hem onlar daha çok seninle
ilgilenirdi.
>> Bunun nedenini ikimiz de iyi biliyoruz.
Yıldız, çok güzel bir kız olduğun için
insanlar sana yaklaşmaya çekinirdi. Her
şeyi böyle abartmaya bayılırsın zaten.
>> Hadi canım. Fotoğraflarda mı yalan
söylüyor?
Ah! [iç çeker][ani nefes alır] Eğer
gençliğini unuttuysan eski albümlere aç
da bak. Gençliğim.
Gençliğimi unuttum abla. Şu anda da
güzel olduğunun farkında değil misin
sanki? H bugün çay bahçesinde otururken
Ceyhun Bey'in sana nasıl baktığını
görmedin mi?
Oldukça hoş ve kibar bir beyefendi ama
evli. Allah onu eşine bağışlasın.
Kimsenin mutluluğunda gözüm yok.
>> Ama bazen çok tuhaf oluyorsun Yıldız.
Yalnızca adamın senden ne kadar
etkilendiğini söylemek istemiştim. İlk
karşılaştığımızda eniştenin bizi onunla
tanıştırdığı an nasıl bocaladığını
unutuyor musun?
>> Eniştem. Eniştem kim bilir hakkımda ona
neler söyledi.
>> A bence Ceyhun Bey seni görünce evli
olduğuna hayıflandığı için öyle tepki
verdi. [kahkaha]
>> Çok muzursun abla.
[müzik]
>> [müzik]
>> Bize birer çay daha getir evladım.
>> Dışarıda yağmur yağmasa kahveye gelip
çay içmek aklımın ucundan bile geçmez.
Ya doğru söylüyorsunuz Ceyhun Bey.
Eee, aileniz nasıl efendim? İyiler,
iyiler. Onları sizinle tanıştırdığım
için ne kadar mutluyum anlatamam. Neden?
Sizi hiç görmedikleri halde adeta
dostluğumuzu kıskanıyorlar.
>> Sohbetlerimizden onlara söz ediyor
muydun?
>> Benim içim dışım birdir efendim. Bugüne
dek ailemden saklı gizli hiçbir şeyim
olmadı.
>> Bence bu takdire değer bir özellik.
Mesut Bey. Teşekkür ederim. Aa, evet.
Çaylarımız da geldi. Sağ ol delikan. Sağ
ol yavru.
E bu arada bizimkiler sizden
o bayağı etkilenmişler.
Öyle mi? Olumlu mu bari? Elbette.
Elbette. [kahkaha]
Evin konusu haline geldiniz.
Şey, eşinizin kardeşi.
>> Evet. E çok nazik bir hanımefendi.
>> Aslında öyledir sanırım. Yalnızca bana
karşı hırçınlık yapıyor.
Her insanın ruh halinden anlamak kolay
değildir Mesut Bey.
>> Ya doğru söze ne denizir? İnsan bazen
istemediği davranışlarda bulunabilir.
Bu o kişinin mutlaka kötü biri olduğu
anlamına gelmemeli. Elbette. Elbette.
Eşiniz nasıl? E iyi. İyi. Bu akşam
misafirimiz gelecekmiş. Evde hazırlık
yapıyor. E bir akşam eşinizi alıp bize
oturmaya gelirseniz çok sevinirim.
İnşallah. İnşallah. Bir saniye. İzin
verir misiniz lütfen? Dışarıda bir
arkadaşımı gördüm. Benden bir adres
istemişti. Kaç gündür cebimde duruyor.
Verip hemen geleceğim.
>> Tabii hacığım. Tabii. Buyurun buyurun.
Hayır, artık dayanamayacağım. Bu oyun
sonunda başıma bir dert açacak. En iyisi
her şeyi açıklamak. Ya olmaz. Yapamam.
Yapamam. O zaman belki de beni kovar.
Neyse neyse bunu sonra düşünürüm. Ah
işte geliyorum.
>> E ne o? Kalkıyor musunuz?
>> Şey evet eşim akşam için siparişler
vermişti. Onları almalıyım.
>> Pekala. Pekala. O halde birlikte
çıkalım. Ben de yavaş yavaş eve giderim.
Nasıl isterseniz efendim. Nasıl
isterseniz.
[müzik]
[müzik]
Mesut sana iki saattir neden böyle
durgun olduğunu sorup duruyorum ama her
defasında geçiştirip kaçamak cevaplar
veriyorsun. Ha neler oluyor? Derdin,
sıkıntın ne?
>> Ceyhun Bey,
>> ne oldu? Ay yoksa başına kötü bir şey mi
gelmiş?
>> Yah bilemiyorum. İki haftadır
ortalıklarda görünmüyor.
>> Belki de hastalanmıştır.
>> Canım nereden bileyim ben?
>> Telefon numarası yok mu?
>> Hayır.
>> Vallahi doğrusu alemsin Mesut. İnsan
arkadaşının telefonunu bilmez mi canım?
>> E her gün görüştüğümüz için buna hiç
gerek duymadım.
>> Neyse neyse telefon rehberinden
öğreniriz.
>> Bu da mümkün değil.
>> Neden?
>> Çünkü
soyadını bilmiyorum.
>> Ne dedin
>> Selda? Kulaklarında arıza mı var senin?
Bu arıza benim kulaklarımda değil canım.
Senin kafanda.
>> Üzerime gelme lütfen. Zaten sinirlerim
bozuk. Bir de seninle uğraşmayayım.
>> E peki ne yapmayı düşünüyorsun?
>> Evinin hangi sokakta olduğunu biliyorum.
Yarın oraya gideceğim.
>> E o kadar merak ediyorsan şimdi git
istersen.
>> Yahu gecenin bu saatinde mi?
>> Ay haklısın. Saat neredeyse 12 oluyor.
>> Siz hala yatmadınız mı?
>> Ay yıldız Ceyhun Bey kayıplara karışmış.
>> Kime? Kime ne olmuş?
>> Ceyhun Bey diyorum. Ortalıklarda yokmuş.
>> Ah! Neden?
>> E bilemiyorum canım. Çünkü bana hiç
açıklama yapmamıştı.
Ayakta uyuyorsun. Elini yüzünü yıka da
öyle gel.
>> Tamam tamam. Artık sabaha kadar bütün
ihtimalleri gözden geçirirsiniz. Bari
bir liste yapın da kafanız fazla
karışmasın. Ben yapmaya gidiyorum.
[müzik]
>> [müzik]
[müzik]
>> Merhaba evladım.
>> Buyurun efendim. Ne istemiştiniz?
>> Eee, alışverişe gelmedim yavrum.
>> O halde nasıl yardımcı olabilirim? Bir
arkadaşım buralarda oturuyor ama evinin
hangisi olduğunu bilemiyorum. Bu
sokaktaki tek bakkal dükkanı burası
olduğuna göre siz hemen hemen herkesi
tanırsınız.
>> Arkadaşınızın adı neydi?
>> Ceyhun.
>> Ceyhun mu? Hatırlayamadım. Ne iş
yapıyor?
>> H kendisi emeklidir. Eşiyle birlikte
oturuyor. Benim yaşımda sarışın orta
boylu bir bey.
>> Bu sokakta oturduğuna emin misiniz?
>> Evet. Evet. Hatta evinin şu ilerideki
apartmanlardan birinin giriş katında
olduğunu söylemişti. İşte geçmiş zaman.
Unuttum.
>> Size evini kaç yıl önce göstermişti?
>> 5-6 ay kadar önce.
>> Ama bu imkansız.
>> Neden yavrum?
>> Çünkü bu sokakta oturan yaşlı beylerin
hepsinin de yanlarında çocukları hatta
torunları var.
>> Allah Allah.
Bu işe hiç aklım ermedi doğrusu.
>> Sakın arkadaşınız size şaka yapmış
olmasın. Yok saçma. O böyle şey yapmaz
ya. Yapmaz da nerede bu adam?
[müzik]
[müzik]
Eee sonra ne oldu? Bakkaldan ayrıldıktan
sonra o ilerideki apartmanların giriş
katlarındaki kapı zillerini kontrol
ettim. Bakkal doğru söylemiş. Zillerin
çoğunun üzerinde ad ve soyatlar yazılı.
E olmayanlara da kapıcılarından sordum.
>> Öyleyse Ceyhun Bey orada oturmuyor.
>> Evet Yıldız bunun başka açıklaması yok.
E onun bu yaptığına yalancılık denir.
>> Öyle kibar bir insandan beklenmeyecek
bir davranış doğrusu.
>> Bu olanlara hiç anlam veremiyorum.
>> Sakın dolandırıcı filan olmasın.
>> Saçmalama Selda.
>> Neden? Dolandırıcıların ağzı genellikle
iyi laf yapar.
>> Sanki birkaç tane dolandırıcı tanıyormuş
gibi konuşuyorsun. Yahu.
>> E seni tanıyorum yetmez mi? Evlenmeden
önce bana ne vaatlerde bulunmuştun.
[kahkaha]
>> Aman ne komik. Aman bu adama da hiç şaka
yapmayacaksın. Buzdolabı ne olacak?
>> Ablam haklı olabilir. Enişte biriyle
tanışıyor. Her gün görüşüyorsun. Sonra
hiç var olmamış gibi ortadan kayboluyor.
Bu çok garip.
>> Son zamanlarda oldukça tuhaf
davranıyordu.
>> Nasıl?
>> Dalkındı. Sanki bir sıkıntısı varmış
gibiydi.
>> Onun bu halini ne zaman fark ettin
enişte?
>> Dur bakayım biraz düşüneyim. Eee, evet.
Evet. Evet. sizlerle tanıştığı o günden
sonra.
>> Yani ortadan kayboluşunun bizimle bir
ilgisi olduğunu mu düşünüyorsun Mesut?
>> Öyle bir şey söylemedim Selda.
>> E zaten o şekilde düşünecek olsam
mantığından kuşkulanmaya başlardım.
>> Neyse canım neyse tamam tamam kapatalım
bu konuyu artık.
>> Aa Mesut unutmadan söyleyeyim hani geçen
yıl Ulus'tan bana patka almıştın
hatırladın mı?
>> Evet.
>> O dükkan çok hesaplıydı. Yarın oraya
gidip benim için alışveriş eder misin?
Neden abla kardeş birlikte
gitmiyorsunuz?
>> E biliyorsun kalabalıkta yıldızın
tansiyonu yükseliyor.
>> Tamam yahu. Tamam tamam giderim.
[müzik]
[müzik]
>> [müzik]
>> Ah! Otobüs durağındaki adam Ceyhun Bey
değil mi? Aa evet evet. Hem de ta
kendisi. Ceyhun Bey. Ceyhun Bey. Oh!
Merhaba Mesut Bey.
Nasılsınız
>> efendim? Asıl sizi sormalı. Günlerdir
arayıp duruyorum. Nerelerdeydiniz?
Şey, size haber veremediğim için inanın
çok üzgünüm. Yoksa kötü bir durum mu
var?
>> Hayır efendim. Hayır. Yalnızca aniden
başka bir semte taşınmamız gerekti.
Malum yeni bir eve yerleşmek zaman
alıyor. Bu yüzden sizi görmeye
gelemedim. Özür dilerim. Yine de
ayrılacağınızdan haberim olsaydı iyi
olurdu. Bütün aile merak içinde kaldık.
Efendim ilginize çok teşekkür ederim
efendim. Ayrıca dün çok garip bir şey
oldu. Hayır oğlum dedim. Belki evinizi
bulurum umuduyla daha önce bana
gösterdiğiniz sokağa gittim.
>> Öyle mi?
>> Fakat orada sizi tanıyan hiç kimseye
rastlayamadım. Hatta bakkal da sizi
tanımadığını söyledi. [kahkaha]
Doğaldır efendim. Doğaldır. Çünkü
alışverişimi hep büyük marketlerden
yaparım. Hem belki de yalnız sokağa
girmişsinizdir. Ha.
>> Bilemiyorum. Gösterdiğiniz sokak
olduğundan emindim. Ah. Eee, ne yazık ki
otobüsüm geliyor. Buna binmek zorundayım
Mesut Bey.
>> Peki artık görüşemeyecek miyiz?
>> Size rastladığım iyi oldu. Zaten yarın
parka sizi görmeye gelecektim.
>> O halde her zamanki yerimizde beklerim
efendim.
>> Tabii yarın görüşürüz Mesut Bey. Yarın
>> iyi günler efendim. İyi günler efendim.
İyi günler.
>> [müzik]
>> Aman Mesut odanın içinde dolaşmayı keser
misin artık? Başım dönüyor.
>> Gelmedi. Yoksa bu adam benimle oyun mu
oynuyor be? Belki bir işi çıkmıştır.
Canım
>> hiç sanmıyorum. Durakta beni görünce
rengi sapsarı olmuştu. Belli ki
sakladığı bir şey var bu adamın.
>> Polise git ya da dedektif tut. Aman
yeter ki karşımda böyle fırıldak gibi
dönme Allah aşkına.
>> Tamam tamam tamam. Oh be. Oturdum işte.
>> Mesut iyi misin? H istersen bir
psikiyatra gidelim.
>> Neden?
>> E baksana şimdi de sanki deprem
oluyormuş gibi ayaklarını sallıyorsun
canım. Bana kaynanalık yapma lütfen
Zelda. Zaten rahmetli anneciğimin normal
zamanda andığını hiç duymadım ki.
Kafanda sigortaların attığında
anlıyorsun. Hep.
>> Allah Allah. Şimdi annen de nereden
çıktı? Yahu
>> e az önce bana kaynanalık yapma demedin
mi? Zavallı anneciğimin ne kötülüğünü
gördün ha
>> canım. Lafın gelişi öyle söyledim işte.
>> Ah bak işte bu çok doğru. Senin hiç
doğru dürüst bir şey söylediğini
duymadım ki. Hep gelişi güzel
konuşuyorsun zaten.
>> Ay ay. Neden tartışıyorsunuz? Neredeyse
bütün mahalle sesinizi duyacak.
>> Ah Sa, bütün cinlerimin tepemde olduğunu
görmüyormuş gibi davranıyorsun be.
>> Özür dilerim canım. Gözlüğümü
takmamışım. Neler olduğunu bana kim
anlatacak? Ceyhun Bey enişteni görmeye
gelmemiş. Enişten de tüm hıncını benden
çıkarıyor.
>> Ah bu adam ruh sağlığınızı iyice bozdu.
>> Allah aşkına açtırma benim ağzımı
Yıldız.
>> Biraz temiz hava alsanız iyi olacak.
Burası oldukça havasız sanırım. Bu
yüzden saçmalıyorsunuz. Asıl Ceyhun Bey
senin ruh sağlığını bozdu sevgili
kardeşim. Daha geçen gün çok yakışıklı,
kibar biri. Keşke evli olmasaydı demiyor
muydun? He [iç çeker][ani nefes alır]
bundan sonra seninle konuşmak istiyorum
diye karşıma çıkma.
>> Yahu bu gidişte evde bir tek akıllı
insan kalmayacak. Of of. Ben biraz
uzanacağım.
[iç çeker]
>> Yıldız yaprak da olmazsa sarıyorum.
Yardım eder misin? Hayır.
>> Az sonra misafirimiz gelecek el
birliğiyle.
>> Onları davet ederken bana sormadın. Öyle
değil mi?
>> Iıı, bu da ne demek oluyor? Gelecek
olanlar ikimizin de arkadaşı. Canım
>> Ayşe ve Nevinle senin kadar samimi
değilim. Yanınızda oturacağımı da
sanmıyorum.
>> Neden?
>> Çünkü sıkılıyorum. Hep aynı konuyu
konuşuyorsunuz.
>> Anlayamadım.
>> Sohbeti kocalarınızı çekiştirmekle
açıyor. Aynı şekilde kapatıyorsunuz.
Sanki dünyada erkeklerden başka konu
yok. İnsanların ağzına gem vuracak
değilim herhalde.
>> Haklısın ayrıca.
>> Evet. Yıldız,
>> akranım olmayan kişilerle pek
uzlaşamıyorum.
>> İma etmek istediğin şeyi anlayamadım.
>> Hiç.
>> Kaçamak cevap verme. Açık konuş.
>> Onlara karşı senin gibi sempatik
davranamıyorum. Bunun farkında
olmadığını söylemeyeceksin umarım.
İnsanlarla böyle çekişmek yerine neden
kaynaşmayı denemiyorsun?
>> Seni kıskandığımı düşünüyorsun.
Ama artık buna bir son vermenin zamanı
geldi. Beni şaşırtıyorsun Yıldız.
>> Şimdi söyleyeceklerimi duyunca daha çok
şaşıracaksın ablacığım. Yarın kiralık ev
aramaya çıkacağım. Şöyle kutu gibi bir
daire olsun istiyorum. Bir oda, bir
salon.
>> Neden?
>> Çünkü gölgeniz altında yaşayıp sürekli
eleştirilmekten bıktım. [iç çeker]
Rahmetli babamın emekli maaşı neyime
yetmez?
>> A saçmalama. Buna ne ben razı olurum ne
de enişten. Dikkatini çekerim abla.
Sizden izin istemiyorum. Bunu uzun
zamandır istiyordum.
Sonunda uygulamaya karar verdim. Öyle
şey olmaz. Bu sayede rahat bir nefes
almış olursunuz. Mutluluğunuzu bozan en
büyük neden ortadan kalkmış olur. Fena
mı?
>> [müzik]
[müzik]
>> Yıldız bu halin ne?
>> Başıma gelene inanamazsınız.
>> Sakin ol. Şöyle otur bakalım. Otur.
>> Ay ne oldu kardeşim? Anlatsana.
>> Dur biraz. Nefes alsın.
>> [iç çeker][ani nefes alır]
>> Emlakçıdan çıkarken az ileride köşede
Ceyhun Bey'i gördüm. Önce yanına gitmek
istedim ama kendisine baktığımı fark
edince hemen kafasını bir dükkanın
vitrinine çevirdi.
>> Allah Allah. Neden acaba?
>> Belki farkına varmamıştır dedim.
Aldırmadım. Emlakçının bana verdiği
adrese gitmek üzere yola koyuldum.
Gideceğim yer yakın olduğu için yürümeye
karar vermiştim.
>> Sonra ne oldu?
>> İzin verirsen anlatacak Selda. Kiralık
evi gördüm. Apartmandan çıkarken Ceyhun
Bey yaklaşık 20 metre ileride duruyordu.
Beni izlemiş yani. Bu defa ben onu fark
etmemiş gibi davrandım. Ay heyecandan ne
yapacağımı bilemeyerek doğruca buraya
geldim.
>> Vay ihtiyar çapkın. Vay
>> evli barklı adam. Hiç umdım.
>> Ah Mesut bir de insan sarrafıyım diye
geçinirsin. Bak arkadaşım nasıl biri
çıktı.
>> Ne yapacağız? Polise gidelim mi?
Eniştemin arkadaşı beni takip ediyor
diye şikayet mi edeceksin ya? Gülünç
olmayayım ben.
>> Ah akıllı kardeşim benim. Bir de tek
başına yaşamak istiyorsun. Gördün mü
dışarıdaki aç kurtları?
>> Ah abla bunu koz olarak kullanmaya
yeltenme sakın. Hiçbir şey beni
kararımdan vazgeçiremez. Anlaşıldı mı?
>> Keşke milik bir kız olsaydın da kulağını
çekebilseydim.
>> Fazla büyük sayılmam. Alt tarafı 44
yaşındayım. Abla bazen nasıl böyle
şeyler düşünebildiğine şaşıyorum
doğrusu.
>> Bırakın şimdi tartışmayı da Ceyhun Bey
neden böyle davranmış olabileceğini
düşünelim.
>> Bence onu nasıl bulabileceğini düşünsen
daha iyi olur.
>> Haklısın. Haklısın.
>> Aklımın ermediği bir şey var.
>> Nedir Yıldız?
>> Acaba beni nereden itibaren izlemeye
başladı? Belki de rastlantıyla görmüştür
seni. Korumak için de izlemeye
başlamıştır. [kahkaha]
>> Yani beni 18 yaşındaki delikanlılardan
korumak için mi izledi? Öyle mi?
>> Ya nereden bileyim be? E hem kötü şeyler
düşünmek istemiyorum.
>> Aman iyimserliği bir kenara bırak da
hayatın gerçeklerine dön Mesut. Bakın
şimdi ikiniz de beni iyi dinleyin.
Ceyhun Bey seni bilinçli bir şekilde
izliyorsa ne yapması lazım?
>> Ne?
Evden çıktığın andan itibaren peşine
düşmesi lazım. Öyle değil mi? H
>> mantıklı. Ay tüylerim diken diken oldu.
Karşı caddedeki pastaneden bizim
apartman kapısı gayet net bir şekilde
görünüyor. E büyük bir ihtimalle oraya
mevzillenmiştir.
>> Selda neden polisiye roman yazmayı
denemiyorsun? Hayal gücün çok geniş.
Kendini böyle harcamamalısın hayat.
>> Ay benimle alay etmeniz umrumda bile
değil Mesut Bey.
>> Tamam tamam tamam. Bir şey söylediğim
yok.
>> Bunu öğrenmenin yolunu biliyorum.
>> Nasıl?
>> Pastaneye gidip orada çalışanlarla
konuşacağız.
>> Yani dedektifçilik oynayacaksınız. Öyle
mi?
>> Evet efendim. Yoksa bir itirazınız mı
var?
>> Olsa ne çıkar? Zaten beni
dinlemeyeceksin.
[müzik]
>> Ne kadar haklı olduğumu şimdi anladın mı
Mesut?
>> Bilemiyorum.
>> Ceyhun Bey meğer 3 gün boyunca saatlerce
pastanede oturmuş. Garson sürekli
pencereden dışarı bakıyordu." dedi.
Pastanede çalışanların tarifi tıpı tıp
Ceyhun Bey'e uyuyor. Öğleden sonra
doğruca karakola gidip onu şikayet
edeceğiz.
>> Peki neye dayanarak yapacaksınız bunu?
>> Aa, bizi rahatsız ediyor. Yetmez mi?
>> Ortada işlenen hiçbir suç yok. Yahu
neden anlamıyorsunuz? Herkes yolda yürür
ve pastanede oturabilir.
>> Yani yıldıza bir kötülük ettikten sonra
mı karakola gitmemiz gerekiyor?
>> Of abla abartıyorsun. O hiç kötü şeyler
yapacak bir adama benzemiyor.
>> Ay şimdi düşüp bayılacağım. Biz niçin
uğraşıyoruz? Yıldız istersen tekrar
peşine düştüğü zaman onu börekçiye falan
davet et.
>> Ay sözlerimi çarpıtma lütfen.
>> Yapılacak en mantıklı iş birkaç gün
bekleyip neler olacağını görmek. Şayet
kötü bir niyeti varsa mutlaka bir hata
yapacaktır.
>> Evet. Enişteme katılıyorum.
>> Aman. Üf. Pekala. Öyle olsun.
>> [müzik]
[müzik]
>> Şey, yanınıza oturabilir miyim acaba?
>> A Ceyhan Bey, siz miydiniz?
Yaklaşık 10 saniyedir buradayım
ama beni fark etmediniz. Kusura bakmayın
gazeteye dalmışım.
[iç çeker]
Yorulmuşum.
Azıcık yürümeye başlayınca ayakları
ağrımaya başlıyor artık. Sizi buraya
hangi rüzgar attı Ceyhun Bey? Şey
size bazı açıklamalar yapmak için
geldim. Mesut Bey beni çok sevindirmiş
olursunuz.
>> Söze nereden başlayacağımı bilemiyorum.
>> Bence tanıştığımız günden başlasanız iyi
olur.
>> Size söylediğim yalanların farkındasınız
değil mi?
>> Doğrusunu isterseniz neyin yalan neyin
doğru olduğunu bilemiyorum.
>> Umarım bu sakinliğinizi sonuna kadar
sürdürürsünüz.
>> Bu diliğinize ben de katılıyorum.
Evli değilim.
Hiçbir zaman eşim olmadı.
Hayatımı biriyle birleştirme hususunda
kendime hiç güven duyamadım. Demek ki o
mutlu aile tablonuz
>> yalandı.
Aslında öyle de diyecektim.
>> Nasıl?
Size ev yaşantıma dair anlattığım
öyküleri hep kafamda kuruyor. Böylece
mutlu olmaya çalışıyordum.
İnsanın bu yaşta yalnız yaşamasının
ne demek olduğunu bilemezsiniz.
Bazen farkında olmadan duvarlarla hatta
gölgenizle bile konuştuğunuz olur.
>> Anlıyorum.
Ayrıca
bu semtte hiçbir zaman oturmadım.
Sizinle tanıştığım gün buraya rastgele
gelmiştim.
Yapacak işim olmadığından kentin bütün
semtlerini gezerim.
O beni dinlendiriyor.
Peki bana neden burada oturduğunuzu
söylediniz?
O gün moraliniz çok bozuktu. size yardım
etmek istiyordum. Oysa kendimden söz
edecek olsam tam tersine siz bana
yardımcı olmaya çalışacaktınız. Daha
kötüsü yanımdan kaçıp gidebilirdiniz de
bunu göze alamadım. Beni her saniye
şaşırtıyorsunuz.
Bakalım bu daha ne kadar sürecek. Eee
e izninizle bir şey sorabilir miyim?
Tabii tabii. Buyurun. Adınız gerçekten
Ceyhun mu? Evet.
Şunu iyi bilmenizi isterim. Gerçekte
yalancı biri değilim. Sizinle aramızda
geçen bütün sohbetlerde de çok içtendim.
>> Evet. Evet. Bunun farkındayım. Zaten bu
yüzden uygarca konuşabiliyoruz. Ya
>> az önce yalnızlığımdan söz etmiştim.
Aramızda gelişen dostluk bunu yavaş
yavaş ortadan kaldırmaya başlamıştı.
Çünkü birçok konuda yaşama aynı açıdan
bakıyorduk. Sohbetlerimiz sayesinde
kendimi çok iyi hissediyordum. Yani her
gün buraya başka bir yerden mi
geliyordunuz Ceyhun Bey? Efendim
bütün bunları tam size anlatmayı
tasarlarken
ailenizle tanıştım.
Artık açıklama yapamazdı. Neden? Çünkü
yalnızca sizin gözünüzde değil,
ailenizin nazarında da yalancı damgasını
yiyecektim. Benimle görüşmeyi kesmenizin
nedenini şimdi daha iyi anlıyorum.
Hayatım boyunca yalan söylememek için
özen gösterdim.
Ama hep özlemini kurduğum ortam ne yazık
ki söylediğim yalanların temeline
oturmuştu.
Peki
baldızımı neden izlediniz?
Şey
işte şimdi bana kızacaksınız Mesut Bey.
[kahkaha]
Sanırım anladım.
>> Rica ederim gülmeyin. Beni [kahkaha]
beni çok utandırıyorsunuz.
>> E pekala. Dinliyorum.
Yıldız hanımefendiyi gördüğüm andan
itibaren kendisini bir türlü aklımdan
silemedi.
Onu bir kez daha görebilmek için
evinizin karşısındaki pastanede günlerce
oturup bekledim. Ama size evimi
gösterdiğimi hatırlamıyorum. Doğru.
Bir gün gizlice peşinize takılıp nerede
oturduğunuzu öğrenin. Epes doğrusu
sizden korkulur derken o gün gezmeye
çıktığında Yıldız Hanım'ı izlemeye
başladı.
>> E neden konuşmadınız? Nasıl olsa
tanışmıştınız.
Buna bir türlü cesaret edemedim. Acemi
bir delikanlı gibi hissediyordum
kendimi. Niyetim yalnızca kendisini
görebilmekti.
>> Hım. Evet. Evet, anlıyorum.
Bana kızdınız mı?
>> Elbette.
Bütün bunlara ne gerek vardır?
Ben ben koca bir budalayım.
>> Yok. Hayır hayır hayır hayır. Kendinize
böyle hakaret etmenize izin veremem.
Bence siz ince ruhlu bir insansınız.
Bu sözlerinizden
tekrar görüşebileceğimi sonucuna
varabilir miyim acaba? Elbette.
Şey, beni bağışlamanıza ne kadar
sevindiğimi anlatamam. Mesut Bey, çok
teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.
>> Beni de kafamdaki sorunların
çözümlenmesi mutlu etti.
>> Bütün bunları ailenize anlatacak
mısınız? [kahkaha]
Hem de en ince ayrıntısına kadar. Merak
etmeyin. Onlar da sizi anlayışla
karşılayacaktır.
>> Dilerim haklı çıkarsınız. Mesut Bey,
[kahkaha]
>> neden gülüyorsunuz?
>> Geçen gün onlara engel olmasaydım sizi
polise şikayet etmeye gideceklerdi.
>> Aman Allah'ım. Yıldız Hanım artık beni
hiç bağışlamayacak demek. Bu hiç belli
olmaz. [müzik]
>> [müzik]
[müzik]
>> Eee, çay çok güzel olmuş efendim.
Elinize sağlık.
>> Afiyet olsun.
>> Evet, artık ayrıntıları konuşabiliriz. E
düğün için hazırlıklara şimdiden
başlamak gerekir.
>> Düğün istemediğimi kaç defa söylemem
gerekiyor abla?
>> Ama ben istiyorum. Bireicik kardeşimsin.
Annemizin, babamızın emanetisin bana.
Sana layık bir törenle evlendireceğim
seni.
>> Abla, abla unutuyorsun herhalde. Evlenen
benim. Bu kararı vermek bana kalsın olur
mu? Hem Ceyhun Bey de düğün istemiyor.
Öyle değil mi?
>> Şey. Evet efendim. Biz aramızda öyle
karar verdik. E o halde ısrara gerek
yok. Düğün yapılmayacak.
>> Hı hı. Sade bir nikah töreni yaparız.
>> A olmaz. Çocuklar bütün akrabalarımızı,
eşimizi, dostumuzu çağırmamız lazım.
>> Ablacığım biz yaşını başını almış
insanlarız. Aile içinde küçük bir tören
yeterli. Yoksa en mutlu günümde beni
sıkıntıdan çatlatmak mı istiyorsun?
>> Tamam. Peki. Peki. Peki. Ona da tamam.
Yalnız hiç itiraz istemem. Benim
gelinliğimi giyeceksin. Anlaşıldı mı?
>> [kahkaha]
>> O zaman kilo vermek için şimdiden
egzersizlere başlamam lazım.
>> Ben onu senin bedenine göre düzeltirim.
>> Hayır, gelinlik giymeyeceğim. Yalnız
beyaz bir elbise diktireceğim.
>> Aa, ne söylediğini duydun mu Mesut?
Çıldırmış bu kız
>> ya. Bırak isteklerini yerine getirsin
kızcağız.
>> Ay vallahi anneciğimin mezarında
kemikler sızlar. Bakın bakın duvardaki
fotoğrafından nasıl bakıyor bize.
>> Selda annenin o fotoğraftaki yüz ifadesi
30 yıldır hiç değişmedi hayatım.
>> E şey isterseniz bu konuları başka bir
gün konuşalım.
>> Hayır hayır hayır Ceyhun Bey, her şeyi
şimdi çözümlememiz gerekiyor.
>> E pekala efendim. Nasıl istersin?
>> Ceyhun Bey, balayını nerede geçirmeyi
düşünüyorsunuz? Kanarya adalarında
ablacığım
>> sana sormadım sevgili kardeşim. Eee,
henüz bu konuyu konuşmamıştık. Efendim,
>> Akdeniz'e gitmenizi öneririm. Hayret.
İstekte değil, öneride bulundu.
>> Selda bütün bunlara karar verecek
[boğazını temizler] olan biz değiliz
hayatım. Şu an evli olan eşyaların
tespitini yapmalıyız.
>> Teşekkür ederim enişte.
>> A, Ceyhun Bey, çamaşır makinenızın
merdaneli olduğunu söylüyordunuz, değil
mi?
>> E, evet efendim.
>> Olmaz. Tam otomatik bir çamaşır makinesi
almalıyız.
Elbette ki yatak odası takımı da
alacağız sonra.
>> Hanım en iyisi bunları kardeşinle
beraber tespit edin. Biz Ceyhun beyle
balkona geçiyoruz. Hay Allah razı olsun.
>> A ne dediğinizi anlayamadım. Ceyhun Bey.
>> E biraz temiz hava almak iyi olur
demiştim efendim.
>> Peki peki. Listemizi hazırladıktan sonra
biz de katılırız.
Aşk olsun abla. Yıllarca bekledikten
sonra tam istediğim gibi birini buldum.
Onu da çenen sayesinde kaçıracağız.
Bunlar konuşulması gereken konular
güzelim.
Biz en iyisi koltuk takımını da
değiştirelim.
>> Ay ne gerek var? Geçen gün mobilyacıda
çok harika bir vitrin görmüştüm. Oradan
alalım.
>> Oldu olacak. Bütün eşyaları yeniden
alalım ablacığım.
Bunu neden önce düşünemedim sanki?
[müzik]
[müzik]
>> [müzik]
[müzik]
>> Mustafa Kovancı'nın yazdığı Parktaki
Dost adlı oyunu dinlediniz.
[müzik]
>> [müzik]
>> Yöneten Ejder Akışık. Yapımcı Metin
Öztekin. Efektör Nebi Tam Yüksel.
[müzik]
[müzik]
Bir başka oyunda buluşmak dileğiyle.
>> [müzik]
[müzik]
Ask follow-up questions or revisit key timestamps.
Bu radyo tiyatrosu oyunu, huzurlu bir yaşam süren Mesut ve eşi Selda'nın, ailelerine dahil olan gizemli ve yalnız bir adam olan Ceyhun ile olan ilişkilerini ve ardından gelişen olayları anlatıyor. Başlangıçta Ceyhun'un anlattığı mutlu aile yaşantısının bir yalan olduğu ortaya çıkar. Ceyhun, yalnızlığını gidermek ve Selda'nın kız kardeşi Yıldız'a duyduğu ilgiyi gizlemek için hayali bir dünya kurmuştur. Oyun, bu gizemin çözülmesiyle Yıldız ve Ceyhun'un birbirine yakınlaşması ve evlilik kararı almalarıyla, Selda'nın geleneksel evlilik ritüelleri konusundaki bitmek bilmeyen ısrarları eşliğinde tatlı bir sona ulaşır.
Videos recently processed by our community