Yanlış Hesap Tahran’dan Döner
712 segments
Merhabalar. Herkesin geçmiş bayramı da
kutlu olsun. Tekrar karşınızdayız.
Günlük anlık değişikliklerle İran'da
daha doğrusu Körfez'de bölgemizde neler
olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Bu arada
Türkiye işlerin çok içinde ancak tam da
doğru bilgilendirildiğimiz söylenemez.
İşte Milli Savunma Bakanlığı bile ancak
zorlandığı zaman NATO'yile ilgili yeni
bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaşmayı
kabul edebildi. Dilim döndüğünce şu anda
durumun ne olduğunu anlatmaya
çalışacağım. Bugün 23 Mart 2026. Sabah
Trump'ın ultimatumunun bitmesini ve
acaba başımıza neler geleceğini
beklerken ultimatom süresi bitmeden
bambaşka bir ortama geldik. Trump bir 5
günden bahsetti. 5 günlük bir süre
tanıdığını söyledi. Onun ardından da
İranlı önemli birisiyle konuşuyoruz dedi
ve sanki krizin çözümlenmesine yönelik
bir kapı açılmış gibi duruyor. Akşam ne
olacağını henüz bilemiyoruz. Biz
sorularımızla şu andaki durumu anlatmaya
çalışacağız.
>> Soli, selam. Aslında sen bir giriş
yaptın ama ben daha geniş çaplı bir
güncellemeyle başlayalım diyorum. Ne
dersin?
Yani bu ultimatom nedeniyle hakikaten
herkesin korkuları fena halde
depreşmişti. Bu 5 günlük ara işte
konuşuyoruz demesi Trump'ın biraz
ortalığın gevşemesine yol açtı. Nitekim
bunu borsa fiyatlarındaki Asya borsaları
çökmüştü. Amerikan borsaları ya da Batı
borsaları bugün yükseldiler. Daha
Amerikan borsası biz konuşurken kapanmış
durumda da değil. Bu arada tabii
karşılıklı olarak beyanlar birbirini
tutmuyor. Trump biz konuşuyoruz dedi.
İranlılar zinhar biz konuşmuyoruz. Zaten
konuşmaya da niyetimiz yok. Belli
şartlar yerine getirilmediği takdirde
dediler. Şu anda bir irade savaşıın da
ve dünya kamuoyunu etkileme savaşıın da
açıkçası yapıldığını düşünüyorum.
Ortadaki tablo benim görebildiğim
kadarıyla Amerika'nın çok leyhine gibi
görülebilecek bir tablo değil. İranlılar
kök söktürdüler tabiri caizse. E
söktürmeye de devam ediyorlar. Geçen gün
İngiliz ve Amerikan üstlerinin bulunduğu
Diego Garcia'ya 2500 mil menzilli bir
füze gönderebilmiş olmaları zaten
herkesi hayretler içinde bırakmıştı.
Onun ötesinde İsrail'e bayağı çok
isabetli füze atışlarıyla İsrail'in
nükleer santralinin bulunduğu dimona ve
çevresini bombalayabilmeleri, bunu yoğun
bir şekilde yapmaları ve epeyce de zarar
vermiş olmaları da herkesi şaşırttı.
İsrail'in meşhur demir kubbesinin
işleyip işlemediği sorusu yeniden
gündeme geldi. Dolayısıyla şu anda
baktığımızda, anlık olarak baktığımızda
İran durumu daha iyi kontrol edebilen
durumda gibi. Ayrıca da bizim alanımızda
bir deyim vardır. Tırmanmayı kimin
kontrol ettiği önemlidir. Tırmanma
kontrolünün de şimdilik İran'ın elinde
olduğu anlaşılıyor. Bundan sonrasının ne
olacağını göreceğiz. Çünkü hakikaten
Trump'ın bir dediğinin diğerini
tutmaması nedeniyle çok da net analizler
yapmak zaten net değil durum ama olan
içinde bile net analizler yapmak bir
hayli güç.
>> Soli, bu 12 gün Savaşı'nda bu kadar
dirençli bir İran görmemiştik. İran'ın
bu dayanıklılığını nasıl açıklıyorsun?
Ne değişti?
>> Valla şunu düşünüyorum. bir rahmetli
olmuş bir hocam çekti kendisi. Biraz
dahiydi. Dolayısıyla biraz da deliydi.
Anlaşılması da kolay birisi değildi.
Onun bir sözünü hatırlıyorum hep.
Sovyetler Birliği için söylemişti. Soğuk
Savaş zamanında Amerikalıların gene
kendilerini çok beğendikleri bir dönemde
bir imparatorluğu küçümseyemezsin,
hafife alamazsın gibi İngilizcesi You
cannot trivialize an empire gibi bir
sözü vardı. Gerçekten de ben şu ana
kadar yaşadıklarımıza yani 3 hafta 3 2
gün oldu ya da 3 hafta 3 gün oldu
baktığım zaman İran'ın kapasitesini
saldıran tarafın yani Amerika Birleşik
Devletleri ve İsrail'in hiç de doğru
değerlendirmediklerini görüyorum. Evet.
12 gün savaşı hatta ondan önceki bir
hafif füze değişkuşu İran'la İsrail
arasında. Bütün bunlar İran'ın gücünün
çok sınırlı olduğuna dair belli ki bir
görüş yaratmış, bir inanç yaratmış.
Amerikan ve İsrail taraflarında Amerikan
tarafında yaratılmış olmasına da
şaşmadım diyeyim. İsrail tarafı daha
şaşırtıcı geldi bana açıkçası. daha iyi
istihbaratları olması gerekiyordu. Çünkü
şimdi biz iki hafta boyunca acaba
İran'ın elinde füze kaldı mı kalmadı mı
diye konuşurken az önce söylediğim gibi
Diego Garcia'ya 2500 mil menzilli füzeyi
atabildiler. İsrail'in Dimona kentini
vurabildiler. Bütün bunlar İran'ın bir
kere stok olarak elinde yeterince
malzeme olduğunu hala da olmaya devam
ettiğini gösteriyor. Savaş başladıktan
sonra yayınlanan haberlerde filan
anlaşılan şu oldu. İsrail ile Amerika bu
savaşa 12 gün savaşı bittikten sonra
hazırlanmışlar ama İran da hazırlanmış
ve şu andaki görüntü o ki İran daha iyi
hazırlanmış. Kendi zaaflarını daha iyi
kapatabilecek şekilde hazırlanmış ve
karşı tarafın belki kibirinden de
yararlanmış. Şimdi giderek daha iyi
ortaya çıkıyor ya da giderek ortaya
çıktığını çok insan sanıyor ki Trump
Venezuela'dan aldığı ilhamla buranın da
çok çabuk halledilebileceğini düşünmüş.
kendisinin tarih konusundaki zayıf
bilgisi Venezuela ile İran'ın
karşılaştırılamayacak iki ülke
olduklarının o kendisini anlatacak
kimsenin bulunmaması nedeniyle de bu
kumarı oynamış şimdi ve giderek el
yükselterek başlangıçtaki
başarısızlığına aşabileceğini düşündü.
Başarısızlık da şu: Ali Hamene'yi
öldürürüz. Kendimize yakın birilir. Aman
biz ettik siz etmeyin derler. Biz
sizinle uzlaşmaya hazırız derler. ortaya
çıkarlar diye bekliyordu. Sonra
kendisinin beyanıyla ya iş
yapabileceğimizi düşünmüş, herkesi de
öldürmüşüz filan gibi hakikaten akıllara
durgunluk verecek olan da birtım şeyler
söyledi. Dolayısıyla ben İran'ın şimdiye
kadar meseleyi kendi açısından çok daha
iyi götürmüş olduğunu düşünüyorum ve bu
tırmanma kontrolünü elinde tutmasının da
kendisi açısından büyük bir avantaj
olduğu kanısındayım.
>> Öyle bir de şunu sormak istiyorum. Bugün
gelinen noktaya baktığımızda Amerika'nın
karizması çizildi diyebilir miyiz? Ve
Amerikan tarihinde
buna benzer bir durum yaşandı mı?
>> 1956'daki
Süveş savaşı'na benzetiyor. Onun da
kısaca özeti şudur. Mısır'ın efsanevi
lideri Cemal Abdülnasır ki 3.
dünyacılığın önemli liderlerinden
birisiydi ve Arap milliyetçiliğinin
bayraktarıydı. 1955'te
Süveyş kanalını devletleştirdi. O zaman
İngilizler filan dalga geçtiler. İşte
dediler ki Mısırlı mühendisler bu
kanalın yürütülmesini, işlerini
yapabilmesini sağlayamazlar. Paşa Paşa
Mısırlı mühendisler gayet güzel Süveyş'i
idare ettiler. Bunu tabii Süveş'te payı
olan Fransa ve İngiltere pek içine
sindiremedi. 1956'nın Temmuz ayında
Paris'te İsrail, Fransa ve İngiltere
arasında görüşmeler başladı ve bu
görüşmelerin sonunda ortaya biraz zihni
sinir projesi anılabilecek bir proje
çıktı. Bu projeye göre ya da bu plana
göre İsrail Mısır'a saldıracaktı. Bir
bahane uydurup ve bunun üzerine
Fransızlar ve İngilizler aman
Ortadoğu'da korkunç bir şey oluyor gene
savaş çıkıyor galiba. İstikrar gidecek.
Süveyş kanalı çok önemli. Güvenliği
sağlamak için biz müdahale ediyoruz
diyeceklerdi ve bu şekilde bir
katakulliye her şey getirilmiş olacaktı.
Hesaplar çok fena halde tepti. Bir kere
Amerikan seçimlerine 5 gün kala, 6 gün
kala bunun yapılmasından Amerikan
başkanı olan ve yeni seçimde de aday
olan Dwight Eisenhauer hiç de memnun
olmadı. Onun da ötesinde tam aynı
günlerde Sovyetler Birliği de
Macaristan'ı işgal etti ve taraflar
Amerika'ya bu yaptıklarını
bildirmedikleri için de Amerikalıların
öfkesi çok kabardı. Eisenhauer
İngiltere'ye derhal durdur ve çekil
yoksa paranı keserim dedi. Fransa'yı da
benzer şekilde tehdit etti. İsrail
Şarşeh'e kadar Sina Yarımadasını işgal
etmişti. Buradan ayrılmamakta direndi.
Onun üzerine Eisenhauer ya
çekileceksiniz oradan ya ben sizi
çektiririm oradan gibi bir ultimatom
verdi. İsrailliler de çekildiler. Fakat
araya birleşmiş Milletler barış gücü
kondu Sinai yarımadasında. Bu tabii
Ortadoğu'da İngiliz ve Fransız emperyal
hakimiyetinin bittiğini tam anlamıyla
simgeleyen olay diye bilinir. Yerlerine
Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik
Devletleri'nin Ortadoğu'daki rekabeti
aldı. Bu bakımdan aslında ahları gitmiş,
vahları kalmış iki emperyal güç bir
başarısız teşebbüste bulundular
İsrail'le birlikte. dönemin güçlü asıl
iki büyük gücü Sovyetler Birliği ve
Amerika ama daha çok da Amerika Birleşik
Devletleri bu Süveç'te yapılması
tasarlanan işin becerilememesini ya da
sonuçsuz kalmasını sağladılar. Şimdi
tabii Amerika'dan bayrağı devr
alabilecek olan bir büyük güç yok.
Dolayısıyla o anlamda tam bir benzerlik
yoksa bile emperyal bir gücün bir
emperyal kampanyaya çıktıktan sonra
başarısız olmasının getirdiği tabii ki
bir imaj var. Yani önündeki bütün
sorunlara askeri gücüyle cevap vermeye
çalışan bir Amerika'nın sonunda askeri
gücüyle sorunu çözememesi. Hatta eğer
işler şu andaki gibi devam edecek olursa
saldırmış olduğu ülkeyi ve onun rejimini
güçlendirecek olması gibi bir durum
ortaya çıktı. O nedenle de Amerika'nın
gücünün sınırlarını afişe eden bir olay
olarak bence tarihe geçecek. O nedenle
de pek çok yorumcu, tarihi biraz
bilenler bu olayın İran savaşı'nın
Amerika açısından bir Süveyş anı
olduğunu söylüyorlar. Üzerinde düşünmeye
değer.
>> Peki İsrail ve Amerika ilişkileri ne
durumda? Soli, iki ülkenin beklentileri
farklılaştı mı?
>> Bence baştan itibaren iki tarafın
beklentileri tıpa tıp aynı değildi.
Giderek de ayrıştığını sanıyorum. Yani
Trump benim görebildiğim kadarıyla bir
23 Mart Pazartesi itibariyle ben ne
yaptım da başıma bu belayı aldım diye
biraz pişman gibi gözüküyor ve zor bir
karar verdiği anlaşılıyor. Çünkü ya daha
da sertleşecek ve taş üstünde taş
bırakmamacasına ağır bir bombardımana
tabi tutacak hatta kara kuvvetlerini
gönderecekti ki yolda olan birlikler
var. Yahut da bir şekilde bir çıkış yolu
arayacaktı. şu an itibariyle bir çıkış
yolu arama tercihini yaptığı
anlaşılıyor. İsrail'inse burada pek
durmak istemediğini çünkü nihai
hedefinin bu rejimi devirmek hatta
İran'da kaotik bir ortamın kalmasını
istemek olduğunu sanıyorum. Ama Amerika
bu işten çekildikten sonra İsrail'in
devam etmesine izin verir mi? Ona da
açıkçası pek ihtimal veremiyorum. Ancak
Lübnan'da başlamış olduğu operasyonları
sürdüreceğini ve oradaki nihai hedefi
her ne ise onu gerçekleştirdiğini görene
kadar da durmayacağını sanıyorum. Benim
asıl beklentim tabii bu savaş bittikten
toz duman yatıştıktan sonra üç ilişkinin
bir gözden geçirilmesinin söz konusu
olduğu. Birincisi Körfez ülkeleri ile
İsrail arasındaki ilişki. Bu özel olarak
Birleşik Arap Emirlikleri anlamına
geliyor. Birleşik Arap Emirlikleri
İsrail'le eskisi kadar samimi olmaya
devam edecek mi? Bu benim kafamda bir
soru işareti. Suudi Arabistan'ın
İsrail'le daha uzun süre normalleşme
gibi bir şey aklına bile getirmeyeceği
kanaatindeyim. İkinci ilişki demeti
tabii ki Körfez ülkeleriyile Amerika
Birleşik Devletleri arasındaki ilişki.
Efendim işte Körfez ülkelerinin hepsi
aman vur öldür kır bitsin bu rejim
ayakta kalmasın yoksa çok güçlenecek ve
her an bize saldırabilir kaygısını
taşıdıkları için Amerika'ya devam
baskısı yaptıklarını söylüyordu. Eğer
devam etmeyecekse ve bu duracaksa bu
rejimlerin de bugüne kadar ABD'ye
kendilerini koruması için yapmış
oldukları yatırımın kendilerine ne
getiri sağladığını düşüneceklerini ve
Amerika'yla olan ilişkilerini hemen
değil zamana yayarak yeniden gözden
geçireceklerini doğrusu sanıyorum belki
üslerin kapatılmasına kadar da
varabilir. Onu diplomasi
belirleyecektir. Üçüncüsü de ben İsrail
ile Amerika arasındaki ilişkilerin de
gözden geçirileceğini sanıyorum. Bu
savaş haklı ya da haksız Amerikan
kamuoyunda hem sağdan hem soldan bu
İsrail'in savaşıdır, Amerika'nın savaşı
değildir kanısını kökleştirdi,
yerleştirdi ve buna karşı çıkanların
sözleri pek de dikkate alınmıyor diye
bir izlenimim var doğrusunu istersen. O
nedenle İsrailAmerika ilişkileri
bunların ikisinin stratejik çıkarlarının
Natanyahu'nun ve genelde İsrail
liderlerinin iddia ettiği gibi birebir
uyuşup uyuşmadığı konuları masaya
yatırılacak. Bunlar dediğim gibi anında
olmayabilir ama zamana yayılarak bu
türden gelişmelere tanık olacağımızı
sanıyorum.
>> Trump 48 saatlik bir ultimatom vermişti
ya. Henüz süre dolmadan da daha farklı
ve yapıcı bir açıklama geldi. Bu manevra
için ya da bu değişiklik için ne
diyorsun?
>> Demin söylemiş olduğum yol ağzına
geldiğinde cumartesi günü olayı
tırmandırma yanlısıydı. böyle
anlaşılıyor. Ya da tırmandırırım diye
korkutarak İranlıların yola geleceğini
belki düşünüyordu. İranlılar hiç o
havadan otelden çalmıyorlardı açıkçası.
Pazartesi sabahına geldiğimizde bana bir
çıkış yolu verecek olan tercihi seçeyim
bari demiş olma ihtimali yüksektir
kanısındayım. Şu anda görebildiğim o.
Çünkü hakikaten İranlılar geri adım
atmıyorlar. Bu arada tabii bugün Nevzat
Çiçek'in tweetleri var. Türkiye, Umman
ve Mısır'ın arabuluculuk çabalarının
devam ettiğini ve bu belki gelişmede de
bu üçlünün çabalarının etkili olduğunu
söylüyor. Umman zaten bildiğimiz gibi
her iki tarafın güvendiği ve iki defa
arabuluculuk yaparken Amerikalıların
müzakerelere kesip ya da müzakerelere
rağmen saldırmaları nedeniyle biraz da
ofsaytta kalmış olan bir ülke. Dışişleri
Bakanı Cenevre görüşmelerinde ya da
geneldeki bu sorunu çözme görüşmelerinde
İran'ın Amerika'nın bütün şartlarını
neredeyse kabul ettiğini söylemişti.
Obama'nın imzalamış olduğu nükleer
program anlaşmasından daha ileri
tavizler koparılmış olduğunu söylemişti.
Buna rağmen Trump İsrail'le birlikte
saldırmayı tercih etti. Umman
dolayısıyla zaten her zaman bu tür bir
arabuluculuk işlevinin içerisinde
Türkiye ve Mısır'da Nevzat Çiçek'in
yazdıklarına göre bu işin içindeler ve
iki tarafı da bir şekilde tansiyonu
düşürmeye ikna etmeye çalışıyorlar. O
çalışmaların da bir etkisi olmuş
olabilir Trump'ın pazartesi sabahı fikir
değiştirmesinde.
>> Bu 12 Müslüman ülkenin İran'ı kınaması
ama Amerika Birleşik Devletleri ve
İsrail'e tek kelime etmemeleri hakkında
ne düşünüyorsun? Şimdi bununla ilgili
söylenebilecek şey aslında
İngilizcesiyle no comment. Yani bu bunda
hiçbir şey söylemeyi gerektirmeyecek
kadar açık bir durum var ortada. Bu
imzayı atan ülkelerin hiçbiri özellikle
Amerika Birleşik Devletleri ile papaz
olmayı göze alamamışlar. Bunların
arasında Türkiye'de var. hani Arap
ülkeleri ki yani Amerika'nın başlattığı
ve başının sonunun iyice düşünülmediği
belli olan İsrail'le birlikte başlattığı
baştan çalışılmadığı belli olan bir
savaşın mağdurları durumundalar.
Üstlerine bombalar yağıyor. İşte
arındırma tesisleri bombalanıyor. Enerji
merkezleri, data merkezleri
bombalanıyor. Buna rağmen İran'ı
kendilerine saldırdığı için kınıyorlar.
Fakat savaşı başlatmış olan ve dünya
kamuoyunca savaşı uluslararası hukuka
aykırı olarak başlatmış olan taraflara
bir söz söylemiyorlar. Bir taraftan
haklıdırlar denebilir belki. Yani onlar
saldırmadılar İran'a ama bu genel kabul
görebilecek bir mazeret midir? O sanırım
tartışmaya açık görüntü. Aynen senin ima
ettiğin gibi ağızlarından ancak bir
tarafı kınamanın çıkmış olduğu diğer
tarafa söz söyleme cesaretini
bulamadıkları şeklinde.
>> Peki Soli, bu 48 saatlik sürenin
durdurulmuş olması bir nevi geri adım
diye algılanabilir mi bundan sonra? Bu
geri adımdan sonra nasıl bir Ortadoğu
bekleyebiliriz? Sence bu İsrail'in
şımarıklığına bir fren olur mu? Şimdi
bence önce bir ortalıktaki toz dumanın
yatışmasını beklemek lazım. Birçok unsur
var. İran'daki rejim birtım şartlar öne
sürüyor. Yaptırımlar kalksın diyor.
Hürmüzde diyor yeni bir model
oluşturulsun taşımacılık konusunda
diyor. İşte başka birtım taleplerde
bulunuyor. Bir daha savaşın
çıkmayacağının garantisini istiyor.
Şudur budur. Şimdi bütün bunları
alabilir ya da alamaz ayrı bir şey. Bir
ara Amerikan üstlerinin kapatılmasını da
istiyordu. Şimdi onlar başlangıç
pozisyonudur. Amerikalıların ne
isteyeceği tam olarak belli değil. Önce
bir toz duman yatışsın, bir bilanço
çıksın. Çünkü İran her ne kadar kök
söktürüyorsa da çok ağır hasar gördü.
İran'ın da her tarafı bombalandı.
İnsanlar öldüler. Pek çok yer harabeye
döndü. Bu nedenle zaten yaptırımların
kalkması özellikle İran açısından çok
büyük bir önem taşıyor. Ama kanaatim o
ki İranlılar bir daha yeniden başlaması
ihtimali olan bir savaşı onlara
düşündürtecek ateşkesle
yetinmeyeceklerdir. Nitekim daha önce
belki söyledim bu programda da 12 gün
savaşı adını koyduğunuz zaman 6 gün
savaşıan ilham alarak bir muharebenin
daha yapılacağı ya da savaşın bir yeni
perdesinin olacağını da kabullenmiş
oluyordunuz. Herkesin de buna hazır
olduğu anlaşılıyor. İranlılar bu hesabı
kapatmak istiyorlar. Bir daha saldırıya
uğramayacaklarından emin olmak
istiyorlar benim anladığım kadarıyla. O
nedenle çok ağırdan alacaklardır
kanısındayım. Amerika'ya gelince
Trump'ın Bush'tan beri bütün Amerikan
başkanları Obama, Biden, Trump iki defa
Ortadoğu'dan kaçmak istediklerini
söylediler. Bu bana hep Trochki'nin bir
lafını hatırlatır. Leon Trochki Sovyet
devriminin önemli şahsiyetlerinden. Der
ki, "Troçki, sen savaşla
ilgilenmeyebilirsin ama savaş seninle
ilgileniyor." Bunun gibi işte Amerika
Ortadoğu ile ilgilenmiyor ya da
ilgilenmek istemiyor olabilir ama
Ortadoğu Amerika'yile ilgileniyor.
Amerika da bu işleri kötü yönetiyor
açıkçası. Yeniden bir değerlendirme
yapılır mı? İsrail'in politikalarına
Amerika'nın neredeyse koşulsuz destek
vermesi sorgulanır mı? Sorgulanacak
olursa Amerika İsrail üzerinde özellikle
Filistin meselesi konusunda bir baskı
kurar mı? Yani bu şey şarlatanlı
vazgeçip barış kurulu gibi PESP'a gelmez
bir projeden vazgeçerek bütün bunları
ben en azından şu anda cevaplayabilecek
bir durumda değilim. Yepyeni bir tablo
önümüze çıkmış olacak. Eğer olay bu
şekilde biterse yani İran'ın rejiminin
yerinde durduğu, İran'ın bu işten
yenilmediği için en azından galip gibi
çıkmış olduğu, buna karşılık Amerika
Birleşik Devletleri'nin geri adım atmak
zorunda olduğu bir tablo. Bundan
sonrasının ne olacağını göreceğiz.
Körfezd'deki Arap ülkeleri, az önce de
söyledim, bence bütün ilişkilerini
yeniden gözden geçirmek zorunda
kalacakları, özellikle Amerika'yile
ilişkilerini bir durumla da karşı
karşıya kalacaklar. Ama bunların bir
günden diğerine gerçekleşmesini şahsen
beklemem. Bunlar ancak zamana yayılarak
gerçekleşir kanısındayım.
>> Çin ve Rusya için bu savaşa net olarak
taraf oldular diyebilir miyiz? Sence
Rusya'nın bu son açıklamaları savaşın
seyrini değiştirdi mi?
>> Savaşın seyrini değiştirmedi. Rusya
sadece açıkça ortaya koydu. Ben yardım
ettim dedi. İran'dan taraf olduğunu
söyledi. Gerçi İran'ın ya bu savaşın
bitmesini Ruslar ne kadar ister
bilmiyorum. 68 dolardan 120 dolara kadar
çıkıverdi. Petrol fiyatı Putin'in zora
girdiği düşünülüyordu bu yıl ekonomik
olarak. Ukrayna Savaşı'nı devam
ettirebilecek olan yeni finansal cephane
de açıkçası bulmuş oldu. İkincisi ben
İran'ın elindeki elektronik istihbarat
imkanlarının ne kadar güçlü olduğunu
açıkçası bilmiyorum ama birtım çok
isabetli vuruşlarında özellikle
santralları, data merkezlerini ve işte
bu Dimonay'ı filan vuruşlarında
Ruslardan koordinat almış olmaları,
istihbarat aktarılması onlara beni
şaşırtmaz. Bunlar yakında tam olarak
ortaya çıkınca ki Rusların açıklamasının
bunu ihsas ettiğini de düşünüyorum.
Çinliler tabii her zaman olduğu gibi
daha arka planda kalmayı seçiyorlar.
Fazla konuşmuyorlar. Genelde de
konuşmazlar zaten. Ama işte yuvan
ödeyerek hürmüz boğazı'ndan petrol
sevkiyatı onların da memnun kalacağı
sembolik bir tavırdır. Ondan dolayı çok
gayri memnun olduklarını açıkçası
sanmıyorum. Tabii petrol fiyatlarının
yükselmesi Çin'in işine gelmez ama buna
karşılık açıkçası ben ShinPi'nin
akşamları televizyon karşısına geçip
Amerika'nın başarısızlığına sevinç
içinde kahkaha atarak tanık olduğunu
televizyonda tahmin ediyorum. Çin'in çok
işine gelebilecek olan birtım görüntüler
ortaya çıktı. Amerikan gücünün sınırı
ortaya çıktı. Amerika'nın Asya'da
kullanmayı düşüneceği silah ve mühimmat
stoklarının erimesi ortaya çıktı.
Hürmüzle ilgili filan tartışmanın
boyutları filan değişti. O nedenle
Çinlilerin dediğim gibi arka planda
İran'a destek vermiş olmaları kuvvet de
muhtemeldir. Öyle birtım haberler de
zaten çıktı. Ama çok da avantajlı
olduklarını petrol fiyatlarındaki
yükseliş dışında sanıyorum.
>> Geçen programda Amerikan kamuoyunun bu
savaşa ve Trump'a desteğini konuşmuştuk.
İsrail halkında Netanyahu'nun karşılığı
ya da destek durumu nedir? İran'da
olduğu gibi savaş esnasında bir
kenetlenme mi oldu yoksa Nettenyaho
suçlanıyor mu? İsrail iç siyaseti
hakkında bize biraz bilgi son gördüğüme
göre savaşa destek vardı. Bu son
saldırıların ardından ve hele hedeflenen
noktaya gelinemediği görüldükten sonra
bunun bir hesabı sorulur mu? Onu hep
birlikte göreceğiz. Bildiğim kadarıyla
%80'lerin üzerinde destek vardı. Her ne
kadar insanlar 3 haftadır sığınaklarda
yaşıyorlarsa da. Ama daha da güçlü
destek Hızlı'a karşı Lübnan'da verilen
savaşa yönelik ortaya çıkıyor. İsrail
siyasetinde genelde savaş olan her
ülkede olduğu gibi muhalefet tabii ki
iktidarın yanında duruyor. Ama
hissiyatım o ki bu işin sonunda birileri
Bibi'den hesap soracaklar. Hele hele
Trump Bibi'ye verdiği desteği çektiğini
belli ederse ya da yavaş yavaş yolunu
hazırladığı gibi bu savaşa girmesinden
Bibi Natanyahu'yu sorumlu tutma
çizgisine daha net bir şekilde gelecek
olursa.
>> Peki NATO ile ilgili bir şeyler söylemek
ister misin? Son 10-15 günkü gelişmeleri
düşündüğümüzde NATO'yu nasıl
yorumluyorsun? Durumunu, etkisini,
önemini? NATO'nun Amerika dışındaki
üyeleri Trump'ın "Gelin hürmüz boğazın
açılmasına katkıda bulunun" çağrısına
cevap vermediler. Bundan dolayı da Trump
çok kızdı. Biz bunlara trilyonlarca
dolar harcadık. Nankörler, alçaklar tam
ihtiyacımız olan bir günde yanımızda
durmadılar filan diye epey bir salladı.
Bu tabii yeniden aman bu adam ABD'yi
NATO'dan çekmeye kalkar mı kaygısını
getirdi. Ama kendisinin birinci
döneminin sonunda Amerikan Kongresi'nden
geçmiş olan bir kanun vardır. Hiçbir
Amerikan başkanı tek başına yani yürütme
olarak karar alıp Amerika'yı NATO'dan
çıkaramaz diye. Bunun için %3te ik'lik
de çoğunluk gerekiyor Senato'da yanlış
hatırlamıyorsam. NATO konusunda tabii
Türkiye NATO savunma sistemi içinde
olmasının kendisi açısından yararlı
olduğunu gördü. 2,5 milyar dolar para
verildiği söylenen ve 2018'den beri
bizim bünyemizde olan S400'lerin
kullanılamadığı, sandıklarından
çıkarılamadığını gördük. Yani Türkiye
savunmasına bir katkıda bulunmuyorlar.
Buna karşılıkun savunma sistemleri
sayesinde İran'dan gönderildiği söylenen
ama İranlıların biz göndermedik
dedikleri füzeler havada imha edildi.
Dolayısıyla Türkiye'de de hiçbir can ve
kaybı da olmadı. Yaşanmadı.
>> Bugün ateşkes olsa bu savaştan kim karlı
kim zararlı çıkmış olacak sence?
>> Vallah buna daha fazla ekleyecek bir
şeyim yok. Şu an ateşkes ateşkes ol
ateşkes yetmeyecek. masaya oturmada kim
daha güçlü durumda diye soracak olursan
bütün aldığı yara berelere rağmen İran
daha güçlü gözüküyor. Çünkü onun için
yenilmemek ya da rejimin ayakta
kalabilmesi zaten kazandım diyebilmek
için bir imkandı. Şu andaki duruma göre
de karşılaşacağımız tablo bu. Yarın
dediğim gibi yani Trump fikir
değiştirir. Bu 5 gün gene bir
kurnazlıktır. Hani müzakereler devam
ederken savaş başlatmak gibi. O kadarını
bilemiyorum. Ben dediğim gibi 23 Mart
2026 tarihiyle sınırlı olarak
konuşuyorum.
>> Başka bir coğrafyadan bir sorum var.
Japon başbakanı ve Amerika ziyareti için
nedir?
>> Japon başbakanı için ne diyeyim? Yani
zavallı kadın orada dondu kaldı. Trump
niye haber vermediniz? Biz bir gazeteci
soruyor Trump'a, "Japonya'ya ve diğer
müttefiklere niye haber vermediniz
saldıracağınızı?" diyor. "Neye haber
vereyim ki di" diyor. Pearl Harbor da
bize haber verdi Japonlar filan gibi.
Hakikaten akıllara ziyan bir laf ediyor.
Kadın donup kalıyor. Ne diyeceğini
bilemiyor. Böylece de işte geçiştirilmiş
oldu. Hani yeni bir trumpizm diyelim anı
olarak hafızalara ya da videolara
kazındı.
Son sorum şu. Trump hükümeti ve
kabinesinin bu savaşı yönetebilme
kapasitesi var mıydı sence? Yoksa
Amerikan devlet hakkının sistematik bir
şekilde çöküşüne mi tanıklık ediyoruz?
>> Trump'ın ve etrafındakilerin bu işin
nerelere varabileceğini, kötü
senaryoları hiç düşünmedikleri ya da pek
de hafife aldıkları bence ortaya çıktı.
Daniel Dresner vardır TAPS
Üniversitesi'nde. Önemli de bir
uluslararası ilişkilercidir. Onun yazısı
vardı. O mesela bu işte İsrail lobisi
filan ağırlığını küçümsemese bile en öne
koymuyor. Diyor ki sonuç olarak diyor bu
adamın kulağına bu işi yapalım, şu İran
belasını bitirelim diyen Amerika içine
zaten sayıca da epey kalabalık sayılab
olan bir grup var. Bunlar kendisine
konuştular. Yanında daha olayı daha iyi
kavrayabilecek olan mesela bir Mario
Rubio ya da bir JD Vens ise Marco Rubio
ya da bir JD Vens hatta Tusi Gabart
Trump'a riskleri söylememeyi tercih
ettiler. Tercihlerinin sebebi de ona
tuzak kurmak değil. Trump'a
hoşlanmayacağı bir şey söylemenin
maliyetini ödemek istemedikleri için. Bu
durumda da hani herkes müesses nizam
şöyle yaptı böyle yaptı filan deyip
duruyor da ortada bir nizam kalmış
olduğundan müesses ya da değil açıkçası
pek emin değilim. Göremiyorum bunu. Şu
kadarını biliyoruz. Amerikan Genelkurmay
Başkanı en azından özel sohbetlerinde bu
işin, bu saldırının yapılmaması
gerektiğini söylüyormuş. Ama bence de
tabii bütün bu susmuş olanlar da kendi
görevlerinin ve Amerikan toplumunun
kendilerine yüklemiş olduğu sorumluluğun
gereklerini yerine getirmediler. O
bakımdan da kendi konumlarına ihanet
ettiler diye de düşünüyorum. Tam
programımızı bitirirken Trump'ın
göndermiş olduğu yeni bir mesaj da önüme
düştü. iki gündür İranlılarla son derece
yapıcı ve üretken muhabbetlerdeyiz demiş
ve öyle gözüküyor ki bir yerlere
varacağız diyor ima ediyor. O yüzden
diyor Savaş Bakanlığı'nı İran'a yönelik
tüm askeri saldırıları ertelemesi için
uyardım. 5 işte bu da az önce
bahsettiğimiz 5 günlük süre zarfında
dediğim gibi bu Trump'tır. Yarın ne
yapacağı belli değildir. Bu daha önce
var olduğunu söylediği ve İranlıların
yok olduğunu iddia ettikleri konuşmalar
mıdır onu da bilmiyorum. Bu savaşın sisi
içine ancak bu kadar söylenebilir.
Umarım bu tweette belirttiği gibi
savaşın biteceği bir noktaya kısa sürede
gelebiliriz. Yeni durum ortaya çıktığı
zaman da değerlendirmeleri tabii ki
sizinle paylaşırız.
Ask follow-up questions or revisit key timestamps.
Loading summary...
Videos recently processed by our community