Radyo Tiyatrosu: Çember | Aile
1187 segments
Radyo Tiyatrosu.
Yapım Ankara Radyosu.
Çember
yazan Emine Tekmen. Yöneten Baykal
Saran, yapımcı Ersan Edinç, efektör
Mehmet Turgut, teknik yapım Alican
Deniz.
Oynayan sanatçılar Anne Macide Tanır,
Hanife Nurşengirgin Koç, Hasan Ertan
Savaşçı, Zeynep Refika Özbayer, Ayşe
Ayşe Akınsal, Ahmet Hakan Vanlı, Hüseyin
Orhanal, Recep Mustafa Uğurlu Adam
Mehmetur
Ayşe
kızım neredesin? Ay ay. Her yanımdan ses
gelir oldu.
Şu baş ağrıları öldürecek bir gün beni.
Ayşe
>> ne var? Ana
>> gel hele kızım. Ay başım bugün çok fena.
>> Geldim ana.
>> İlaçlarımı bir türlü bulamadım.
Aramadığım yer kalmadı. Ağrılar bende
akıl mı kodu?
>> Aklında bir şey yok ana. Çocuklar
ellemesin diye dolaba kaldırmıştım.
Şimdi getiririm. Ah ne dersen de bende
iş kalmamış kızım. Sen de olmasan halim
nice olurdu. Bilmem.
>> O nasıl söz ana? Asıl sen olmasan bizler
ne yapardık?
>> Bize kucak açtın, kol kanat gerdin. Hem
anamız hem babamız oldu.
>> Artık dayanacak gücüm kalmadı kızım.
Kolum kanadım kırıldı. Bir anda senin
kocan olacak hayırsız oğlum. Biri yanda
kızım. İkisi de dertten başka bir şey
vermedi bana. Allah yüzüme baktı da
senin gibi bir gelin verdi bana. Yüzüne
dedim sanma öz kızımdan ilerisin benim
için.
>> Sağ olun. E ben ben de memnunum. Öz
anamı bilirsever sayardım. Şimdi iki
anam var.
>> Hani ilaçlarım kız. Lafa tutup da
ağrıdan öldürecek misin beni?
>> Şimdi getiriyorum ana. Sen yat dinlen.
>> Ay gece uykuya hasretken gündüz hiç
yatamam. Ağrılar aman vermiyor. Sabahı
sabah ediyorum.
>> Hangisinden vereyim?
>> Beyaz olandan ver. İki tane olsun.
>> Aa iki tane fazla olur ana.
>> Olmaz. Tekinden fayda görmedim. Sen iki
tane ver ele.
>> İnadı bırak da bir doktora gidelim.
>> Ha şu yaşımda doktor ne yapsın? Hangi
bir yanımı tamir etsin? Yaşlılık
alametleri bunlar. Suyumu koy da hele
şunları yutuvereyim.
>> Of öyle deme ana. İlaç falan verir
belki.
>> Ay. E bunlar ne peki?
Hiç hiç fayda yok
>> ama bunlar Zeynep teyzenin ilaçları. Ya
sana yaramazsa.
>> Hadi güzel anam hede gidelim. Belki
ağrıların sonbulur da uyuyabilirsin.
>> Uğraşma benimle. Doktor falan istemem
ben. Merak etme sen. Ölmeye niyetim yok.
Ekmekleri fırından çıkardın mı? E
>> çıkardım ana. Çamaşırları da astım
dışarıda. İşim kalmadı.
>> Ellerine sağlık kızım. Sen olmasan ben
ne ederdim? Nasıl çıkardın bunca işin
içinden? Bende iş kalmamış. Kızım bünlas
etmiş. İflas.
>> Üzülme Ana, ben her bir şeyin üstesinden
gelirim. Yeter ki sen dinlen. İyi ol.
>> Benim melek kızım bilirim. Gelirsin.
Gelirsin de ne fayda. Yazgın. Kötü
yazgın.
Oğlum olacak o hayırsız. Ah rahmetli sağ
olacaktı ki bak gör o zaman evlat demez
hakkından gelir dize getirirdi onu. Hala
haber yok mu kız?
>> Yok ana.
>> Ah hadi beni düşünmüyor. Bebeleriniz
seni de mi merak etmez bu deli oğlan?
Tövbe tövbe tövbe. Gel deenme.
>> Yapma anam üzme kendini. Hem Rıza amca
ne dedi bilirsin. Ahmet şehirde iyi iş
tuttu demedi mi? Şehirde yaşamak zordur.
E bir de iş olunca tabii
>> işmiş anlamam ben. Attı kendini şehre.
Gidiş o gidiş. Ne ses ne soluk. Para mı
saldı? Hatırını mı sordu? E
>> ben iyiyim. Çocuklar da iyi. Parayı ne
edelim biz?
>> Yok kızım kocan diye ondan yana olma.
Senin kocansa benim de oğlum. Yiğidin
hakkını yiğide vermek gerek. Sana ettiği
iyi değil. Karısısın sen. Onun
bebelerinin anasısın. Erlik böyle mi
olur? Yazık ettin kendine. Adam belledin
kaçtın benim o çulsuza. O da seni yarı
yolda kodu işte.
>> Öyle deme ana. İşi çoktur. Yoksa arar
sorardı. Seni sever bilirsin. Hadi hadi
uzan biraz sen.
>> Ay ay ay.
Başım yine çok fena. Ay öldürecek bunlar
beni. Her bir şey tammış gibi bir de
kızın derdi çıktı. Hem de ne dert? Ne
edeceğimi şaşırdım. Her şey düzelecek.
Bugünler de geçecek elbet. Sinirlenme
Ana. Canına yazık. A sana çorba
getireyim. Acıkmışsındır ha?
>> İstem.
>> Ay istemem. Olur mu Ana? Sabah beri
ağzına lokma koymadın.
>> İçim almıyor kızım. İstersem söylerim.
Sen beni boş ver de bebeleri doyur.
Mehmet sokakta mı hala?
>> Sokakta. Bu oğlan oyun delisi oldu.
Çağırmasam acıktım dediği yok. Babası
gideli bir haller oldu. Pek huysuzlandı.
Lafımı sözümü de tutmuyor. Ne edeyim
anne?
>> Daha çocuk o. Lafı da sözü de anlayacağı
zaman gelir elbet. Hadi çağır şunu da
karnını doyur ver.
Buyur Zeynep.
Yok girmeyeyim. Karanlık basmak üzere.
Bizimkiler acıktık diye üşüşürler az
sonra. Hanifana'yı merak ettim de bir
sorayım dedim.
>> İyi değil Zeynep teyze. Ağrılar aman
vermiyor. Soluna da bir haller oldu.
Öylece yatıp duruyor işte.
>> Ah vah zavallı kadıncağız. Dertler yedi
bitirdi bir çareyi. Eh kolay mı bu yaşta
dedikodularla boşet? Kızının ettiğini
düşündükçe.
>> Fatma ne etti ki? Bari sen deme Zeynep
teyze bizi tanır bilirsin.
>> Vallahi ben demiyorum kız. Bütün köyün
dilinde bebelerim bile.
>> Herkes kendine baksın.
>> Ne diye döneniyorsun kız? Yalan mı?
>> Yalan tabii. Kim ele kocasından
boşanacaksa. Dünyada bir Fatma değil ki
boşanan.
>> Bilmez gibi konuşursun ama bizim adam
kahvede duymuş. Hem de kimden? Fatma'nın
kocasından, Asım'dan. Ondan kara olmaz.
Boşayacağım onu." diye bağırmış. Güya
Süleyman'la.
Bilirsin kız
>> hepsi yalan. Şuna da bakın heli. Kendisi
erkek olmuş da kadın beğenmiyor.
Süleyman daha dünkü çocuk. İnsanın
aklına bile gelmez.
Nereden uyduruyorlar bunları bilmem ki.
>> Bir şey yoktu da niye kaçtı köyden?
>> Kim? Fatma mı? Kaçmadı. Dedikodulardan
bunaldı. Üzüntüsünden yataklara düştü
birçare. Hanif da onu Rize'ye teyzesine
gönderdi. Ne var bunda? Bana göre bir
şey yok ama elalem öyle demiyor.
Kimselerin yüzüne bakamaz olduğu
utancından kaçtı diyorlar.
>> Utanmaz olan dedikodu yapanlardır. Rahat
bıraksınlar bizi. Ne istiyorlar bizden
anlamadım. Aman Zeynep teyze gözünü
seveyim anam duymasın bunları. Yüreğine
iner kadıncağız. Zaten hali hal değil.
>> H senin bebe uyanmış ağlıyor.
>> Acıkmıştır.
>> Ateşi düştü mü bari?
>> Düşmedi. Alev alev yanıyor diye
diyeceğimi şaşırdım. Üzülme geçer.
Ateşten bir şey olmaz. Korkma. Tülbenti
ıslatıp alnına koyuver. Ha unutma bolca
da su vereceksin. O ortalık iyice
karardı. Ben gideyim. Hanifana'ya
uğradığımı söyle. He mi kızım?
>> Olur. Söyleim. Güle güle.
Hayırdır inşallah? Geldim. Geldim.
Hayırdır inşallah?
Nasıl vuruştur böyle? Kim ola ki?
>> Alçak adam. Namus düşmanı. Nerede o ana?
Çabuk söyle. Nerede o?
>> Ahmet. A yavrum bu nasıl geliştir? Oğlum
kimi soruyorsun?
>> Kimi olacak ana? Asım denen o iblisi
nerede o? Desene bana.
>> Ne bileyim oğlum. Hem ne edeceksin Asım?
>> Ben bilirim ne edeceğimi. Öyle bir
derlenmişim ki.
>> Belli belli bir haller olmuş sana. Selam
sabah yok mu?
>> Bana etme ana eğleşme benimle.
Öldüreceğim onu.
>> Kimi? Bilmez gibi konuşursun anam
duyduklarından sonra.
>> Ne duydun ki desene ha?
>> Namusunuz iki paralık olmuş haberin yok.
Allah'tan cemillerin oğlan geldi şehri
de olanları anlattı.
Yoksa sizin diyeceğiniz yok.
>> Hele şunun öfkesine de bakın. Yerin,
yurdum belli mi ki? H kime neyle haber
salacaktık desene.
>> Bunun hesabını vermeli, bedelini
ödemeli.
>> Otur hele oğlum. Otur. Soluklan.
Sana bir kahve pişireyim ha. Kahve
zamanı değil ana. Ağımı bulmam lazım.
>> Ne edeceksin ağımı bulup da? Hele otur.
Otur da konuşalım.
>> Çoluk çocuğun bile maskarası olmuşuz.
Sen hala konuşalım dersin. Ne konuşması
ana? Hem bacımı döve döve sokağa atsın
hem de iftira atsın. He. Saklanacak bir
delik bile bulamadan geberteceğim onu.
Bak namus nasıl temizlenilmiş görürsün.
>> Etme oğlum. İyi düşün. Öfkene yenik
düşme. Adam öldürmeyi kolay mı belledin
hem?
Hem sonrası var bunun.
>> Sonrası yok. Öyle bir susturacağım ki
bir daha ağzını açıp da bacım için ileri
geri konuşamayacak.
>> Diyelim ki öldürdün. Karın çocukların ne
olacak peki?
>> Sen varsın ya.
>> Ben bugün varım yarın yoğum. Kız cağız
kime sığınır? Nereye gider? Kodun gittin
şehre. Ne haber ne para ettiğin
yetmezmiş gibi.
>> Ne ettim ki? Keyfimden mi şehirdeyim?
Çalışıyorum işte.
>> Çalışıyorsun da ne oluyor? Hah?
Dillendirme beni bu hasta halimle.
>> Sus ana sus.
>> Bunları dinlemeye gelmedim.
>> Konuşacak halim yok. Hele zamanım hiç
yok.
>> Asımı bulmam lazım. Bıçağ mı ver bana?
>> Veremem. Dediğimi dinlemez, bildiğini
okursan sana oğlum demem. Bilesin.
>> Nerede bu Meret? Nerede? Heh.
Buldum işte.
>> Oğlum etme bebelere acı. Asım sonum
geldi. Kork benden.
>> Oğlum bir defacık olsun anacığına kulak
ver.
>> Çekil önümden. Ana
>> çekilmem. Bu evden ölüm çıkar da sen
çıkamazsın.
>> Ana sen derlendin mi? Namusumuzu
temizlemeliyim. Bu da erkişi olarak bana
düşer.
>> Sana düşmez. Kimseye düşmez.
>> Yolumda çekil ana. Bütün küre rezil
olamam. Baş önde dolaşamam. Babamın
kemiklerini sızlatma mezarında. Asıl
şimdi sızlıyordur babanın kemikleri.
Ana sözü dinlemeyi öğrenemedin. Hakkımı
helal etmem bilesin.
>> Çekil yolundan bırak beni. Bırak kolum
hala.
>> Bırakmazsam ne olurmuş desene. Aceleye
getirip de yanlış iş ettiğin çok
olmuştur. Hala dediğim dediksin.
>> Bırak boş lafları ana. Kararım kesindir
bilesin.
>> Git öyleyse git.
Hakkımı helal etmem sana.
Benim dertli başım.
Ölüp gitseydim de bugünleri görmeseydim.
Başımıza ne dertler açtın.
Onca emek verdin. Umut bağladım sana.
Sen
sen
yetişin
yetişin.
Ah
yüreğim
anam
anam yüreğime
bir şeyler oluyor.
Ben de yok.
olsaydım Ahmet'e engel olabilirdim.
Anamın öfkelenmesine, üzülmesine razı
olmaz bir çözüm yolu bulabilirdim. Kim
bilir?
>> Sonunda çoluk çocuk toparlanıp yollara
düştü. Yanına geldik. An vah vah
>> vah ki vah zavallı kadıncağız.
Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsın.
Hayırsız oğlan ne sana ne anasına sahip
çıkabildi. Ne demeli bilmem ki. Dağ gibi
kadın üzüntüsünden eridi gitti.
>> Sen de eremişsin baksana. Bir deri bir
kemik almışsın.
>> Bilirsin iş güç çocuklar. Hanife ananın
hastalığı
bir yanda yokluk yoksulluk.
Onca uğraş diduç kocaman bir hiç. Ne
edeceğimi şaşırdım. Kime yanayım desene
ana? Kendime mi çocuklara mı? Hanife
anama mı yoksa Ahmet'e mi? Şimdi ne
edeceğiz ana?
>> Bilmem ki kızım. Ben de şaşırdım kaldı.
>> O ne sana?
>> Babalığın mı? Aman her şey bildiğin,
bıraktığın gibi. Yaşlandıkça
düzeleceğini iyice dağıttı adam.
>> Senin derdin yokmuş gibi. Başka çare
gelmedi aklıma. Kime giderdik? Nereye
sığdırdık?
>> Ağlama kızım, ağlama. Senin yerin
burasıdır. Doğru olanı yaptın. Üzülme.
Bir yoğunu buluruz elbet.
Yoldan geldin. Yorgunsundur. Hele yatıp
dinlenir. Biraz sonra konuşuruz.
>> Ben yatmam. Uykum yok.
>> Ne demek yatmam?
>> Ninem uyudu, uyanamadı. Ben yatmam,
uyumam.
>> Çocuk korkmuş, beselli. Bırak yatmasın,
zorlama.
>> Bütün gece yol aldı kanı. Doğru dürüst
uyuyamadı.
>> Elleme torunumu. Akşama yatar, dinlenir
elbet. Aslan torunum benim. Aslan
torunum benim. Hadi gel de bakayım.
Ninen seni bir öpsün bakayım. Gel. Gel.
Oh yavrum benim. Hadi sokağa çık da oyna
biraz.
>> Arkadaşlarımın hepsi köyde kaldı.
Benimle kim oynar?
>> Oo üzülme oğlum. Bizim buralarda çocuk
çok. Hemen kaynaşır oynarsın onlarla.
>> Benimle oynarlar mı?
>> A niye oynamasınlar? Sakın kapının
önünden uzaklaşayım deme. Ha şehir köy
yerine benzemez.
Kaybolur. Evin yoğunu bulamazsın sonra.
Olur. Nana
>> bu çocuklar ne olacak ana? Ya babalığım
bizi istemezse kime gider? Nereye
sığınırız biz?
>> Şimdi bunları düşünmenin sırası değil.
Hasan kocamsa sen de kızımsın. Bir hac
çaresi buluruz. Hem
>> nasıl? De ki bizi istemedi. O zaman ne
olacak?
>> E biraz huysuzdur bilirsin. Ne yapalım?
İyi bir zamanlı kollar konuşurum onunla.
Sizleri sokağa koyacak halim yok ya.
Allah'tan baban sakin akıllık etti de
beni sigorta ettirip şöyle 3 be kuruş
almamı sağladı. Rahmetli nur içinde
yatsın ileri görüşlü bir adamdı.
Babalığına kalsam acımdan ölürdüm
vallahi. Bütün parasını o zıkkıma
yatırıyor. Bünye de kaldırmıyor. Sürekli
hasta. Kendiyle beraber beni de
süründürüyor anlayacağım. Once
ettiklerinden sonra hak ettim.
>> Aman öyle deme kızım. Ben onun bunu
bilmem. Gene de başımızda olduğu iyidir.
Biz öyle gördük, öyle bildik. Ne bileyim
eee karşı durulmaz işte.
>> Haklısın anne sana lafım yok. Önceleri
ben de öyle bilirdim ama şimdilerde.
Neyse boş ver.
>> O nasıl laf kız öyle? Ne olmuş
şimdilerde de bakayım.
>> Yok ana bir şey olduğu yok. Ağam nasıl?
>> İbrahim mi? İyi iyi iyi. Maşallah
evlendi. İstanbul'a yerleşti.
Karısı da hamileymiş.
>> Evlendi mi? A ne çabuk?
>> E ne etsin oğlan? Babalığını duyunca
öfkesinden küplere bindi. Rızasını
almamışmışmış.
Aslında onun derdi İbrahim'in parası.
Yoksa babalık etmek istediğinden değil.
Evlenince para gönderemez. Oldu ya. Ha
bütün tantanası bunda.
>> İstanbul'a neden gitti peki?
>> E neden olacak? Huzur bulamadı evladım.
Babalığın rahat mı bırakır insanı?
İçtikçe bir bana bir ona saldırdı durdu.
Sonunda İbrahim dayanamadı. Bahçedeki
kömülün yanına tek göz o da yaptı
kendine. E orada da huzur bulamadı
çocuk. Anlayacağın kaçtı gitti.
İşte arada bir mektup gönderir.
>> Zavallı. O da az çile çekmemiş doğrusu.
>> Öyle bilirsin sana pek düşkündü. Sen
gidince üzüldü. Üzülmesine de öte yandan
kurtulduğuna seviniyordu. Tabii.
>> Ne kurtuluşu ya?
>> Yazgı kızım. Yazgı. Yazgımı bilmem ama
kendim ettim, kendim buldum. Kimsenin
suçu yok.
>> Olmasaydı iyiydi ya. İşte olacağı
varmış. Ne yapalım? Bunda da bir hayır
vardır elbet.
>> Belki ağam İstanbul'da ne iş tutuyormuş?
>> İnşaat işlerindeymiş. İşte orada burada
iş buldukça çalışıyormuş.
>> Bak bak bu iyi işte. H ah sen çok yaşa.
Ana derdimizin çaresini buldum.
>> Ne buldun kız desene? Çatlatma adamı.
>> Hani ağamın odası var ya. He
>> kömürlüğün yanındaki
>> inşaat işi deyince aklıma geldi.
>> E ne olmuş oraya?
>> Hala anlamadın mı Ana? Biz oraya
yerleşebiliriz.
>> Aa hiç olur mu kızım? Küçücük bir oda
iki de çocuk oluru. Yok bu işin yok.
>> Sağışırız be anam bir yer yatağa attık
mı bu iş tamam.
>> E peki konu komşu ne der bu işe? Yo
dünyada olmaz. Kızına sahip çıkama da
sokağa attı demezler mi hiç?
>> Ne derlerse desinler. Kimele bizim
yattığımız yerden ha aynı damı
paylaşmışız ha aynı bahçeyi. Hem sen de
bizimlesin.
>> Ya doğru dersin de yok. Ben gene de
rahat değilim. Dedikodudan korkarım
kızım. E soruda babalığın o ne der? Ne
eder pek?
>> Üzülme ana. Kimse bir şey edemez
>> ya. Doğru vallahi. Galiba bu sefer
haklısın sen. E hadi öyleyse babalığın
gelmeden odaya hazırlayalım. Hadi koş.
Bu arada sana böyle kapkacak yatak falan
da vereyim. Bu iş oldu ana
>> ya. E pek olmadı ya. Ne yapalım işte
oldu diyelim artık.
>> He kes be kadın kes. Kes dedim sana.
>> Son günlerde ağlamayı iyi silah
belledin.
>> Yapma Hasan günahtır ya. Öksüzlere acı
mavi.
>> He. Kocaya kaçarken iyiydi değil mi?
İstemem olmaz dedim. Rızamı almadan bu
kapıdan çıkan bir daha giremez dedim.
Dinletemedim. Şimdi de ben dinlemiyorum.
Efendim
>> etme ya gençlikte sevde.
Ne olur büyüklüğünü gösterdi affet şu
garibi. Benim hatırım için ne olur? E
hadi sus kes artık. Hadi hatır gönü
dinlemem ben. Beni dinleseydi bu haller
gelmezdi başına. Nesi vardı Arifin? Ha?
Nesi vardı? Kız senin demiştim. Söz
vermiştim. Adamda para desen çok, ev
desen o da var. Babalık yapalım. Kızımız
rahat etsin dedik. Kızın ne yaptı? Ne
yaptı? Söylesene. Desene. Bir çursuza
kaçıverdi.
>> Ama yani biliyorsun yani Arif çok yaşlı
yani. Ayşe'ye göre demek istiyor.
>> Yaşlıymış yaşlıymış. Gencine vardı da ne
oldu? Ha baba ocağına geri döndü işte.
Hem de iki çocuklar
>> e ama gönül bu Hasan gençlik işte. Hata
etti. Ne yapalım? Bir cahilliktir oldu.
Unut gitsin ne olur kırkınlıklar bitsin.
Hadi benim hatırım için ne olursun.
>> Bak o adamdan boşanırsa düşünürüm.
>> Bak şimdi
>> bir de çocuklarını bakım evine
gönderecek. O zaman kapımı ocağımı
açabilirim.
>> Oy oy olur mu hiç? Olur mu? Yazıktır
günahtır. Bebelerin ne suçu var? Ölür de
çocuklarından ayrılmaz. olacaksa böyle
olacak efendim.
>> Var git konuş onunla. Başka yolu yok bu
işin.
>> Bana bak bilirsin Arif daha evlenmedi.
Ayşe'ye de hala tutkun. Onunla konuşur
bu işi hallederim ben
bu işi oldu Bilhanım bana bak. Ya benim
dediğim olur ya da kapımda aman
dilenmesin böylece taşı.
Sus kızım sus. Elifim anan sana ne çiçü
alacak? Bak Elif bak.
Acıkmış yavrucuk. Süt de yok ki. Ne
yapsam acaba?
Tamam Elif sussana.
de nerede kaldı? Kes ağlamayı kızım.
Ne edeceğimi şaşırdım.
Güzel kızım benim. Ağzı nereye gitmiş
kızım? Baba getirmiş.
Sus sana kız.
H geldin mi? Nerede kaldın oğlum?
>> Geldim ana.
>> Çabuk olsana. Kardeşin ağlaya ağlaya bir
hal oldu.
>> Geldim geldim.
>> Hani süt nerede? Kırdın mı yoksa? Yok
kırmadım. Bakkal amca vermedi. Süt müt
yok dedi.
>> Nasıl yok? E sen de başka bir şey
alsaydın.
>> Yok öyle değil an. Süt var da bize yok.
Borcunuz çok vermem dedi.
>> Sana öyle mi dedi?
>> H.
>> Bak bakalım deden evde mi?
>> Evde gelirken pencereden gördüm.
>> Hay Allah. Anamdan azıcık ekmek
alabilseydik. Bebe açlıktan ölecek. Sen
de acıkmışsındır.
>> Yok ana pek acıkmadım. Dedem gidene
kadar beklerim.
>> İyi öyleyse.
>> Ana be
>> ne?
>> Benim babam katil mi?
>> O nasıl laf? Oğlum nereden çıktı şimdi
bu?
>> Babam adam öldürmüş.
>> Kim diyor bunları?
>> Hasan dedem.
>> Ne diyor?
>> Babam katilmiş. Bir adamı bıçaklamış.
>> Bakma sen onun dediklerine.
Senin baban, senin baban, senin baban
kahraman. Anladın mı? Kahraman.
>> Yani iyi bir şey mi yapmış?
>> E bu sefer babanı görmeye gittiğimde
seni de götüreceğim. Uslu çocuk olursan
söz tamam mı?
>> Yaşlı hanım
>> dur önce söz ver bakalım.
>> Uslu çocuk olacağım. Söz hanım.
Mehmet bugün söyledi. Derlenmiş bu adam.
El kadar çocuğa öyle laf söylenir mi?
>> Haklısın. Söylenir mi hiç? Bebelere
takmış kafayı. Ne edeyim kızım? Beni
dinlediği mi var?
>> Ben konuşsam belki yararı olur. Ha ne
dersin? Ama
>> sakın hau bilirsin. Bırak uğraşıp durma.
Yorulacağı gün gelir elbette.
>> O adam yorulmak nedir bilmez.
Çocuklarıma ellemesin. Rahat bıraksın.
>> Bırakmaz kızım. Onun asıl derdini bilmez
gibi konuşma öyle.
>> Bilmez miyim? Ölürüm de o adamla
evlenmem. Ne çocuklarımı bırakırım ne de
evlenirim. uğraşmasın benimle.
>> O adamın işini akılsı vermez kızım.
İnatlaşma onunla.
>> Ne edeyim peki? Her istediğini hem
edeyim sonra.
>> Oy ikinizin arasında kala kaldım.
Vallahi lafım sana değil ana.
Yaptıklarını, isteklerini düşündükçe
dileniyorum.
>> Biliyorum kızım biliyorum. Ah bir şeyler
yapabilsen
>> daha ne yapacaksın? Bizi kolluyor.
Karnımızı doyuruyorsun ya. Bu da bize
yeter.
>> Yetmez bilirim. Yetmez ya. Elden gelen
işte bu kadar.
Şu bakkal Ahmet'in ettiğine de bake.
Borcumuz borç veririz elbet. Patlamadı
ya.
>> Adam haklı ana. Borç çok tek kuruş
veremedik. Ağımdan da bir haber çıkmadı.
Elim darda diye haber sanmıştım.
>> E gönderir gönderir. İhmal etmez öyle
şeyleri. Bir aksilik falan olmuştur
işte. Ne bileyim ben. Benim de aylığı
almama daha çok var. Ne etsek bilmem ki.
>> Sana da yük olduk. 3 kuruş para.
>> Aman o nasıl söz kız öyle? Sen benim
kızımsın. Ben toksam sen de tok. Ben
açsam sen de aç. Keşke elimden daha
fazlası gelse.
>> Sağ ol. E benim demem o ki
>> ne ki? Ne?
>> Yok bir şey.
>> Yok. İyi öyleyse çeneyi bırak da çay
koy. Höle bakayım. İki saattir ocağın
üzerinde acıkmıştır.
>> Olur. Ana
>> bir çıkış yolu bulmalı ama nasıl vardır
elbet. Bir şey mi dedin hanım?
>> Yok kızım yok. Sen bana bakma. Kendi
kendime konuşup duruyorum işte.
>> Ana ana.
>> A Mehmet değil mi bu?
>> Mehmet'in sesi. Ne oldu ki?
>> Kapıyı açsana kız. Oğlan korkmuş gibi.
>> Mehmet ne var oğlum?
>> Kapıyı kapat çabuk ana. Kapıyı kapat.
>> Gitsene oğlum. Ne oldu?
>> Gel bakayım. Kaçma kaçma. Gel buraya.
Nasıl olsa yakalarım seni.
>> Ay hayırdır inşallah. Ne oluyor Hüseyin
efendi? Bu ne hal?
>> Hanım, hanım çocuğuna sahip çıkmayı
öğrence.
>> Ne olmuş ki? Daha
>> ne olsun? Kaç kere söyledim yapma dedim.
>> Ne yapmış?
>> Ne olacak? Kasadaki meyveler aşırıp
duruyor. Bu ilk değil. Uyardım. Ayıptır
dedim. Olmadı.
>> Bunun için mi bunca tantanım? Ha
yüreğimi inecekti ayı. O ne gelişti
öyle?
>> O bacaksızı bir yakalarsam ben bilirim
yapacağımı.
>> Ne yaparsın bakayım? Koskoca adam
utanmadan bacak kadar çocukla
uğraşıyorsun. Yazıklar olsun senin
adamlığına.
>> Vallah adamlık öğreteceğine bebene biraz
terbiye ver hadi.
>> Aman Hüseyin Efendi amma da uzattın ha.
Alt tarafı bir meyve. Çocukluk işte. Ne
yapalım sen de bilirsin. Göz görür can
çeker.
>> Çocukluk falan anlamam ben. Bunun adı
düpenüz hırsızlık.
Hırsızlık.
>> Artı söz. Ben konuşurum onunla.
>> Bak son defa söylüyorum. Demedi demeyin.
Ya terbiye olur ya da doğru karakola
giderim. Anlaşıldı mı?
>> Sünce yıldır komşuyuz. Yüz yüze
bakıyoruz. Öyle söyleme ayıptır. Ayıp.
>> Adam haklı an doğru söylüyor.
>> Haklıyım tabii. Hırsızlık ayıptır. Hanım
bana desin istediğini vereyim. Aman
>> iyi hadi iyi sus artık. Hadi uzun etme
dedim. Kaç para istersen de hadi
bakayım.
>> Para falan istemem ben. Kulağını
çekiverin yeter.
>> Kusura bakma ben konuşurum onunla. Bir
daha yapmaz.
>> Yapmasın tabii. Ayıp oluyor değil mi ya?
Ayıp. Ayıp. Hadi kalın sağlıcakla. Hı.
Güle güle.
>> Mehmet cevap versene. Oğlum nereye kayb
oldu bu oğlan? Bırak çocuğu. Yeterince
korktu zaten.
>> Bu seferlik bir şey demiyorum ama bir
daha yaparsa ben bilirim edeceğimi.
>> Uzun etme. Sus. Rahat bırak çocuğu. Bir
daha yapmaz.
Ey Allah'ım ne günlere kaldık ya Rabbim.
Bütün bu olanları yaz kocana.
>> Yazamam ana. O ne etsin? Bize mi kendi
derdine mi yansın?
>> E kime yanarsa yansın. Sizi bu hallere
kduktan sonra o sizi düşünüyor mu? Ne
ettiğiniz umurunda mı sanırsın?
>> Öyle deme. Olan oldu bir kere. Geriye
dönüşü yok bunun. Sen üzülme ana.
>> Of. Benim demem sizin için tamını 15 yıl
hüküm giydi. Nasıl geçecek? Nasıl
bitecek bu 15 yıl? Sizi de bitirecek.
Zor olacak. Hem de çok zor. Bir şeyler
yapmalıyım. Çocuklar perişan.
>> Sen de öylesin ya.
>> Bir çıkış yolu olmalı. Vardır kızım
vardır. Sabır. Her şeyin başı sabır.
>> Çocuklarım yarı aç yarı tok. Mehmet'in
okul çağı geldi çattı. Bir işe girsem
çalışsam ha olur mu anam?
>> Kızım kadın başına çalışmayı kolay mı
belledin sen? Zordur. Zor.
>> Böyle beklemek daha da zor
>> ama iş bulmak kolay değil kızımsın.
>> Ne iş olsa yaparım.
>> Yapamazsın. Hele hele dul sayılırsın.
Öyle her işte çalışamazsın. El alem
tefekor seni.
>> Karnımı elalem mi doyuruyor? Çalışmak ne
zamandan beri ayıp sayılıyor? Asıl ayıp
çalışmamak. Elin ayağın tutarken ona
buna avuç açmaktır.
>> Doğru diyorsun ya işte ne bileyim benim
aklım ölmez kadın kısmının çalışmasını,
benim bildiğim ekmek parasını her kişi
kazanır.
>> İyi ya işte şimdi ikik bana düşüyor. Ana
bir iş bulsam ne iyi olur. Benedimi
okula göndersem büyük mekteplerde
okutsam.
>> Ya iyi olur da olmasın da
>> yok ana çalışmalıyım.
>> E İbrahim olaydı bak ona danışırdık.
Doğrusunu eğrisini o bilir. Bir hal
çaresini bulurdum.
>> Doğrusu da eğrisi de bu ana. Başka yolu
yok.
>> Kadın başına çıkıp da iş aramayı kolay
bellemes
>> kadınsam kadınım. Ne var bunda?
Çocuklarımın ondan bundan yiyecek
aşırmasından daha kötü değildir elbet.
Yarın sabah hemen iş aramaya başlıyorum.
>> Aa acele anne kız. Düşünelim bakalım.
Hele bir sabah ola hayır ola.
>> Ben düşündüm. Hem de çok. Çalışmalı.
Ekmek paramı kazanmalıyım. Çocuklar
çocuklar onlar ne olacak bilemem. Ben
çalışırken yani tek derdim onlar.
>> Sen onları düşünme ben hallederim.
Mehmet koca adam oldu. Kendine
bakabilir. Elif'e de ben sahip çıkarsam
hiç mesele kalmaz.
>> Sahi yapar mısın ana?
>> E elbette yaparım kızım torunum değil
mi?
>> Ya babalığım o ne der bu işe?
>> Ha duyarsa yer yerinden oynar ama hiç
merak etme. Bilirsin sabah çıkıp gecenin
yarısında giriyor eve. Söyleyen olmazsa
bilemez. Sağ ol ana. Sen olmasaydın
bizim halimiz ne olurdu?
>> Ben olmasaydım da sen yapacak bir şeyler
bulurdun. Sen küçüklüğünde de inatçıydın
ha. Aklına koyduğunu yapardın. Recep'e
söyleyelim de sana bir iş bulsun bari.
>> Recep de kim?
>> İbrahim'in yakın arkadaşı olur. Böyle
efendi çocuktur severim ben onu. Tanışı
da çoktur. Sorsun, soruştursun. Ne
yapalım? Ne olacaksa. Hadi bakalım. Hadi
bir çay daha koy da içelim. Kendine de
koy.
>> Olur ana. İçelim.
>> Allah razı olsun şu oğlandan yüzümüzü
güldürdü. Eee de bakalım alışabildin mi
işine?
>> Alıştım ana. Bundan iyisi can sağlığı.
>> Çok yoruluyorsun değil mi? Bir yanda iş,
bir yanda çocuklar.
>> Yorgun değilim. Mehmet'im okula başladı.
Para da kazanıyorum. Allah'tan başka ne
isterim?
>> Doğru ya.
>> Babalığım ne diyor bu işe?
>> Ama bırak canım homdanıp duruyor her
zamanki gibi. İşte
>> derdi neymiş
>> işte yani
derdini anlayacaksın yani. Aman canım
sen de neyse boş ver onu.
>> Desene. Ne diyor
>> canım? Ne diyecek? Para istiyor senden
bir göz odaya kira istiyor. Onun derdi
para. Bilmez misin hiç? Sıkıldığın şeye
bak ana. Şunu baştan desene. Veririm.
Yeter ki bize ellemesin. Üzülme ana.
Bize dokunmasın da ne yaparsa yapsın.
Derdi buysa halletmek kolay.
Şey bak ne diyeceğim. Bir derdi daha var
ya.
>> Neymiş?
>> Diyor ki
şimdi de Recep'e takmış kafayı.
>> Neden?
>> Eve girip çıkmasın. Benim namusum var
diyor.
>> Mehmet'in derslerine yardım ediyor. Ne
kötülük var bunda?
>> Yok elbet bilirim. Yok. Yok da yani bir
süre gelmese diyorum ben de. Babalığın
öfkesi geçene dek demem o ki yani
huzurunu bozma kızım.
>> Huzurum. Huzurun var mı ki bozulsun?
>> Öyle deme yavrum. Yalnız bir kadınsın,
gençsin. Yakışı kalmaz Recep'in girip
çıkması.
>> Ana sen de mi?
>> Yo yok. Ben Recep'i severim. Kötülüğü
yoktur
bana hoş karşılanmaz kızım.
En doğrusu gelmemesi.
>> Haklısın an Mehmet. Mehmet'e ne derim
ben? Üzülecek yavrucak. Ona çok alıştı
>> ya. Galiba sen de alıştın değil mi? Hem
de çok. Benim içim rahat değil kızım. Bu
işin sonunu iyi görmüyorum.
Y hem de hiç.
Hayırlı akşamlar ağlar.
>> Hayırlı akşamlar.
>> Hayırlı akşamlar.
>> Oo bakın kim gelmiş. Buyur Recep gel
şöyle gel.
>> Cümleten merhaba. Hayırlı akşamlar Hasan
Baba.
>> Oo Hasan'a anlayalım. Nereden Recep'in
babası oluyorsun desene.
>> İbrahim'in babası benim de babam
sevilir. Ne var buna?
>> Hele hele başka şeyler olmasın ha. Ayşe
falan gibi mesela.
>> Size ne oluyor? He karışmayın bu işe.
Bugüne bugün Ayşe'nin babalığıyım ben
hallederim.
>> Neler oluyor Hasan Baba?
>> Bana baba deme.
>> Bak bozuluyor adam kızdırmaya gelmez
bilirsin.
>> Derdiniz ne sizin desenize?
>> Sensin derdimiz sen. Anladın mı?
>> Vah vah vah vah vah. Sabalıcığın bir
şeyden haberi yokmuş baksanıza. Biz de
kendi kendimize gelin güveyi
oluyormuşuz.
>> Gel otur oğul gel uyma onlara. Bilirsin
mesele çıkarmada üstlerine yoktur.
>> Bilirim bilmesine de dertlerini
öğrenelim bakalım.
>> Biz de dert ne arasın? Dert sende evlat.
Bir de senin için akıllı çocuk derler.
Kalbımı basarım gibi bir şey anlamadın.
E malum aklı başka şeylerle meşgul ya.
Ayıptır yahu. Rahat bırakın Recep'i.
Gençtir. Hoş görmek lazım.
>> Gençlik başa bela evlat. Eee kolay mı
aşk? Aşk.
>> Büyüğümsünüz. Sabrımı zorlamayın. Yoksa
>> yoksa ne yaparsın desene.
>> Sarhoş musun nesin? Derdin ne onu söyle
sen.
>> Vay vay vay. Şuna da bakın hele. Dünkü
çocuk utanmadan bana sarhoş diyor.
>> Bak sözüm sana değil Hasan baba. Şu
kendini
>> bana baba deme. Deme dedim.
>> Nereden senin baban oluyormuşum ben?
Ayşe'den. Ayşeden
>> onu karıştırmayın bu işe.
>> Çoktan karıştı bile. Mesele Ayşed'ir.
Ayşe şimdi anladın mı derdimi?
>> Ne olmuş? Ayşe
>> bana mı soruyorsun?
>> Git baba seninle bir işim yok benim.
>> Senin işin kiminle desene? Ayşe ile mi?
>> Sabrımı zorlama Hasan baba. Ayşe'ye laf
dedirtmem ben. Hele sizin gibilere hiç
dedirtmem.
>> Ne varmış bizim gibiler daha? Ha? Biz
senin gibileri de çok gördük.
>> Şuna bak şuna. Hem suçlu hem de güçlü
diye buna derler işte.
>> O dur hele dur. Uymaz dedim şunlara. E
baksana hepsi derlenmiş bunların.
>> Nasıl uymam? Ne dediğini biliyor mu
bunlar? Hele sen hele sen Hasan baba
nasıl uyarsın onlara? Bir de Ayşe'nin
babalığı olacaksın. Kızını savunacak
yerde şu beş para yetmezlerle bir
oluyorsun. Dua et ki İbrahim'in
babalığısın. Yoksa yaşına başına bakmaz.
>> Ne yaparsın ha? Ne yaparsın? Bana bak.
Demedi deme. Ayşe'den uzak duracaksın.
Yoksa dünyaya geldi de pişman ederim
seni. Anladın mı?
>> Sarhoşsun sen.
>> Kim sarhoşmuş? Ben sana gösteriyorum.
Şimdi canın okurum. Hey hey
>> he bana bak bana bak bu işi kolay
bırakın
tutmay
>> kıza iş buldum oğlana ders
çalıştırıyorum ayakları sökmez bana
yetti be o eve bir daha girdiğini
görürsem şu an okurum
>> ne olur girersem kime ne bunlar
>> ya yapmayın beyler ayıptır koca
adamlarsınız
>> ayıbı ne bilirmiş bunlar işleri güçleri
dedikodu hele sen senden de baba olur mu
be senin yapman gereken babalık görevini
ben yapıyorum diye mi öfkel Konuşma.
Ayşe'den uzak duracaksın o kadar.
>> Bunları İbrahim bir duysa nerelere
kaçarsın bilemem ama şimdiden saklanacak
bir delik bulsan iyi edersin.
>> İbrahim dökimmiş. O da kendini erkek mi
belliyor? He
>> sen de şunu iyi belle öyleyse Ayşe'den
ben değil asıl sen uzak duracaksın. Ona
bir kötülük edeyim dersen karşında beni
bulursun. İşte o zaman kim erkek kim
değil görürsün.
Öyle mi dedi?
>> Hı hı. Aynen öyle söyledi.
>> Peki sen ne yaptın?
>> Kavga çıkarmamak için uğraştım ama
beceremedim Ayşe'ye. Sonunda ben de
ağzıma geleni söyledim.
>> İyi etmişsin. Bu adam iyice kaçırmış.
Onca kalabalığın ortasında söyleyecek
laf bulamamış da benimle mi uğraşıyor?
>> Onun derdi belli. Benim bu eve girip
çıkmamdan rahatsız oluyormuş. Derdi
buysa sen de gelmezsin. Olur biter.
>> Olur mu hiç? Bana ihtiyacınız varken
yapamam. Hem İbrahim'in hatırı var
zaten. Ona yazdım her şeyi. Bugün yarın
gelir.
>> Yazdın demek.
>> Başka çarem yoktur. Size zarar
verebilir. Ben hem neyse boşver. Sen ne?
>> Boşver dedim.
>> Diyeceğini açıkça desen.
>> E İbrahim gelsin öyle sana diyemem.
Yakış kalmaz.
>> Benim yüzümden lapeş ettin. Başını derde
soktum.
>> Boş ver önemli değil. Gelip gitmem
dedikoduları artırır.
Zor durumda kalacaksan
istersen gelme.
>> İyi olur.
>> İstersen
>> istemem.
>> Neyi istemezsin? E dedikoduların önemi
yok ama gelmesen daha iyi. İbrahim ağam
gelsin konuşuruz.
>> Olur gelmem.
>> Mehmet sana çok alıştı. Üzülecek şimdi.
>> Ya sen
>> galiba
ben de alıştım.
>> Ben de.
Karnın aç mı oğlum? Uzun yoldan geldin.
Biraz dinlen istersen.
>> Yok ana haç değilim.
>> Gelinim nasıl?
>> İyidir ana. Ellerinden öper.
E bir de oğlumuz oldu.
>> Ne zaman? Aman
torunum olmuş da hiç haberim yok. Aman
hayırsız oğlan, anana bir haber
salamadın mı?
>> Daha bir haftalık ana haber salacaktım.
Neyse sonunda kendim geldim işte.
>> İyi ettin de geldin İbrahim. Adı ne
Torunum?
>> Mahmut.
>> Babanın adını kodun demek. Benim aslan
oğlum. Çok iyi düşünmüşsün.
>> Babam iyi adamdı. Oğlum da ona çeker
inşallah.
>> Ya rahmetli çok iyiydi. Çok sağ olaydı.
Torununu görebileydi.
E de bakalım böyle habersiz gelişin
neden acaba?
>> Öylesine bir geliş işte. Seni sonra
Ayşe'yi de özledim.
>> Yo beni kandıramazsın. Bu öylesine bir
geliştiği belli. Neler oluyor bakayım.
Hadi söyle.
>> Üstüme varma ana. Yorgunum. Yoldan
geldim. Sonra konuşuruz.
>> Ya az evvel yorgun değildin. Şimdi
yorgunsun.
Anlaşıldı,
anlaşıldı.
>> Ayşe nerede?
>> İşte gelişine sebep Ayşe mi yoksa?
>> E neler oluyor Ana?
>> Ne oldu ki?
>> Bilmez gibi konuşma. Recep'ten mektup
aldım. Her şey yazdı bana.
>> Ne yazdı ki acaba? İbrahim hadi söyle
bakayım. Çatlatma adamı.
>> Neler yazmadı ki? Bunca yıl o adama
katlandım ana. Sırf senin hatırın için
ses etmedim huysuzluklarını.
Ama işin içine Ayşe girince durum başka.
>> Ne olmuş Ayşe'ye?
>> Ayşe'ye bir şey olduğu yok da
seninki kahve köşelerinde olmadık laflar
ediyormuş. Hele o sarhoş arkadaşları yok
mu? Deli ettiler beni.
>> Dur oğul hemen öfkeye kapılma. Durumu
öğreniriz elbet.
>> Durmur yok. Şeytan diyor al tabancayı.
>> Aman oğul aklını başına topla.
>> Duyduklarımdan sonra.
>> E ne duydun ki sen babalığını bilmez
tanımaz gibi konuşursun. Varsın desin ne
çıkar? Hiç olur mu anı? Konu komşu ne
der? Ne düşünürler?
>> Onun asıl derdi Ayşe'yi Arifle
evlendirmek. Ayşe de kabul etmiyor ya.
Tüm öfkesi bunda.
>> Arifle demek. O mesele kapandı
sanıyordum.
>> Ne kapanması oğlum? Ayşe buraya geldiği
gün başladı. Her gün her gece Arif'in
kavgası bitmedi bu evde.
>> Şimdi anlıyorum Recep'e neden
saldırdığını.
>> A Recep'e mi saldırmış?
>> Olanlardan haberin yok anlaşıldı.
>> Yok. Ayşe hiçbir şey demedi.
>> Anlayacaksın. Babalığım kahvede Recep'e
saldırmış.
Yaşlı olmasaydı, hele babalığın
olmasaydı ben bilirdim yapacağımı." diye
yazdı bana.
>> "Yaşlıdır oğul. Ne ettiğini bilmiyorsan
hoş gör onu."
>> "Nesini hoşgörüyim? Gemi ağzıyı aldı bu
adam. Birisinin ona dur demesi gerek.
Yıllarca katlandım ama şimdi, şimdi
onunla kozumuzu paylaşmanın zamanı
geldi.
>> Ne kozuymuş bakayım? O paylaşacağın ne
yapacaksın de bakayım. Hadi Ahmet'in
ettiğini mi? Sonra ne olacak peki
desene. Ne olacak? Bir ocak daha
sönecek. Öyle mi? Ya olmaz öyle şey
olmaz. Baksana Ayşe'ye. Tüm bu olanlar
Ahmet'in yüzünden değil mi? Çocuklarını,
karısını düşüneydi. Bunlar olur muydu?
Desene bakayım ne oldu? Kendisi
hapislerde bunlar da dışarılarda
sürünüyorlar. Kim kazandı? Hadi de
bakayım.
>> Dur ana dur kızma hemen. Sen bana bakma.
Öfkemden öyle dedim. bir şey
yapacağımdan değil. Ayşe işe girdi diye
laf etmesine bozuluyor. Ne etseydi kız?
Kötü yollara düşseydi daha mı iyiydi?
Namusuyla çalışıyor işte.
Onu rahat bıraksın diyorum. Bu meseleyi
halletmeye geldim. Hem de kökünden.
Yoksa içim rahat etmeyecek.
>> Nasıl halledecekmişsin?
>> Önce Ayşe ile konuşmam gerek. Kararı
verecek olan o.
>> Ne kararı oğlum? Çatlatma da söyle hadi.
>> Sabırlı ol. Sen de memnun kalacaksın.
Yapamam.
Karar vermek zor. Yapmak daha bir zor.
>> Nedenmiş? Çocuklarını düşünmek
zorundasın.
>> Onları düşündüğüm için yapamam. Olmaz.
Sonra Ahmet var.
>> Ahmet yok artık. Sen tek başınasın.
Ondan sana fayda yok. Bu hayata, bu
sefilliğe daha ne kadar dayanabilirsin?
>> Ne sefilliği? çalışıyorum ya. Onları aç
açık komam.
>> Bilirim koymazsın
ama bir başınasın. Babalığınla,
dedikodularla nasıl baş edeceksin?
Oturdun kabahat, kalktın kabahat.
>> Biliyorum ben hallederim.
>> Nasıl? Babalığın seni rahat bırakmaz
bilirim. Nereye gidersin?
Anam bugün var yarın Allah bilir. Ne
olacak peki?
>> Bilmem. O zaman düşünürüm elbet.
>> İnatlaşma Ayşe. Bu basit bir mesele
değil. İnatlaşmıyorum.
Ahmet ne eder? Ne düşünür benim için?
Beni yarı yolda kodu demez mi?
>> Asıl o senin yarı yolda kodu. Hatası
büyük. Hem de çok büyük. Bunun bedelini
seninle çocukların ödüyor. Yazık değil
mi onlara? Bir kadının yalnız yaşamasını
kolay mı belledin? Hem de iki çocukla.
>> Biliyorum zor. Hem de çok zor.
>> Sen benim kardeşimsin. Benim canımsın.
Sana kötü bir şey olmasını istemem. Bak
gerçekleri görmen gerek. Tahsilin var
mı? Yok. İşin? O da belli olmaz.
>> Şimdilik idare ediyoruz. Sonrasını
bilemem.
>> Bak gördün mü?
>> İbrahim doğru diyor kızım. Deminden beri
ikinizi de dinledim.
Bak bana. Ben neden evlendim sanırsın?
Babanız ölünce ortada kala kaldım. Benim
anam da yoktu. Çalışmak istedim
beceremedim. Sizler çok küçüktünüz.
Dedikodularla baş edemez oldum. Canımdan
bezdim. Alıştı. Sonuç ortada. Sizlere
babalık ettiği söylenemez ama
>> bak sen de diyorsun çocuklarına babalık
yapmadığını. Ya bize benim çocuklarıma
da aynı şey olursa.
>> Receple babalığın bir mi?
>> Recep'i sen de tanırsın. İyidir. Annem
öyle mi yaptı? Tanımadığı, bilmediği bir
adamla evlendirdiler onu. Öyle olmadı
mı? Ana
>> öyle. Şimdiki aklım olaydı sorar,
soruşturur. Bilen birine danışırdım.
Bunu almıştım. Ne dedim? İşte oldu. Bak
>> düşünsene size kim sahip çıktı? Kim iş
buldu? Mehmet'i okula o göndermedi mi?
Bütün bunları niye yapıyor sanırsın?
>> Bilmem. İyiliğinden herhalde.
>> Tabii iyiliğinden. Dünyada iyi insanlar,
helal süt emmişler de var. Bunu unutma.
>> Bir de babalığına bak. Şimdilik burada
idare ediyorsun. Ya bana da bir hal
olursa nereye gidersin? Kime sığınırsın?
İbrahim'in durumu da ortada. Ailesini
anca geçindirebiliyor.
>> Anam doğru diyor.
>> Sonra çocuklar var. Onları da
düşünmelisin.
>> Evlat yetiştirmek zordur. Zor. Kadın
başına bunları halledemezsin. Bir babaya
ihtiyaçları var onların. Bizi düşünsene.
Babası olan çocukları nasıl da
kıskanırdık. Recep'in onlara iyi bir
baba olacağını biliyorum. Hem onu sen de
tanırsın. De bakalım kötü biri mi?
>> Kötü diyemem. Şey
Ahmet ne olacak peki?
>> Merak etme sen. Boşanma işini ben
hallederim. Yeter ki sen hede.
>> Ya Recep olmaz derse
>> deli olma. Seninle evlenmek için benden
izin isteyen o.
>> O mu söyledi?
Ben de sandım ki sen istiyorsun sandım.
>> Hiç olur mu? Seninle evlenecek olan o.
Arkadaşın bile olsa kimseyi böyle bir
şeye zorlayamam. Hadi uzatma da. Evet de
olsun bitsin bu iş.
>> Mehmet o ne olacak ya? İstemezse
>> Mehmet'in onu çok sevdiğini söyler
dururdun ya. O da memnun olacak eminim.
>> Ben Mehmet'le konuşurum. Yeter ki sen H
de desene kız.
>> Hadi hadi kızım. He
>> yaşa kız. İsabetli bir karar verdim.
Bilmiş ol.
Şimdi sıra Mehmet'le konuşmada.
Say o nerede?
>> Bahçede. O
>> ben onu gönderirim. Gönderirim şimdi ben
ona.
>> Mehmet, Mehmet gelsene yavrum. Dayın
seni çağırıyor. Gel.
>> Geldim.
>> Aslan Ayşem benim. İyi olacak
göreceksin.
>> Ne var dayı?
>> Senin bilmediğin çok şey var. Öğrenince
sen de sevineceksin. Biliyorum.
>> Nedir? Hadi söyle dayı.
>> Burada olmaz.
Hele dışarı çıkalım öyle. Bizim erkek
erkeğe konuşmamız gerek. Erkek erkeğe
mi?
>> Evet ya. Erkek erkeğe. Hadi bakalım
dışarı.
Emine Tekme'in yazdığı Çember adlı
oyunumuzu dinlediniz. Bir başka oyunda
buluşmak dileğiyle.
He.
Ask follow-up questions or revisit key timestamps.
Çember adlı radyo tiyatrosu, kocası Ahmet'in bir namus davası nedeniyle hapse girmesiyle hayatı altüst olan Ayşe'nin ve ailesinin dramını ele almaktadır. Başlangıçta kayınvalidesi Hanife ile yaşayan Ayşe, onun ölümünün ardından yoksulluk içinde çocuklarıyla birlikte öz annesinin yanına sığınır. Ancak burada baskıcı ve çıkarcı üvey babası Hasan'ın dayatmalarıyla karşı karşıya kalır. Ayşe, çocuklarının geleceği, yoksulluk ve toplumsal baskılar arasında sıkışırken, ağabeyi İbrahim'in yardımıyla hayatı için zor ama yeni bir başlangıç yapmaya karar verir.
Videos recently processed by our community