23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Özel
524 segments
[müzik]
Yurttaşlarım
az zamanda çok ve büyük işler yaptık.
İşlerin
en büyük temeli Türk kahramanlığı ve
yüksek Türk kültürü olan Türkiye
Cumhuriyetidir.
Bir asrın sonunda
[müzik]
20. Yüzyıl boyunca dünya genelinde
çocukların haklarının korunması ve
geliştirilmesi için önemli adımlar
atılır. 1948'de Birleşmiş Milletler
Genel Kurulu tarafından kabul edilen
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi tüm
insanların eşit haklara sahip olduğunu
ve bu hakların korunması gerektiğini
belirtir. Ancak bu beyanname sadece
yetişkinlerin haklarını içerir. Çocuk
haklarına dair uluslararası
farkındalıksa ilk olarak 1960'lı
yıllarda oluşur. Bu farkındalık
çocukların korunması ve refahlarının
artırılması için uluslararası bir
anlaşma oluşturma çabalarına yol açar.
Böylece 1989'da
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
tarafından çocuk haklarına dair sözleşme
kabul edilir. Bu sözleşme çocukların tüm
dünyada hakları olduğunu belirterek
çocukların korunması ve refahlarının
artırılması amacıyla bazı düzenlemeler
getirir. Sağlık, eğitim, güvenlik, aile
birliği, kültür, din ve spor gibi
alanları içeren sözleşme, işkence veya
kötü muamele gibi istismar formlarına
karşı da önlem alır. Çocuk Hakları
Sözleşmesi 196 ülke tarafından imzalanır
ve çocuk haklarının korunması için
uluslararası topluma önemli bir vizyon
çizer.
[müzik]
Türkiye Cumhuriyeti ise çocuk hakları
konusunda dünyanın diğer ülkelerine
örnek olacak bir noktada yer alır. 29
Ekim 1923'te Cumhuriyetin kuruluşuyla
birlikte ülkemizde çocukların hayatı,
hakları ve eğitimi ile ilgili önemli
adımlar atılır. Çocuklar geleceğimizin
güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün
çocuğunu yarının büyüğü olarak
yetiştirmek hepimizin insanlık
görevidir." diyen Mustafa Kemal
Atatürk'ün önderliğinde, "Çocukların
eğitimi devletin en önemli
önceliklerinden biri haline gelir.
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra
çocukların eğitimi için birçok yeniliğe
imza atılır. İlkokulların yanı sıra
ortaokul ve lise gibi eğitim kurumları
açılır ve çocukların eğitimi için
gerekli olan kaynaklar sağlanır.
Cumhuriyetin ilanından sonra çocuklar
için sağlık hizmetleri de önemli bir
hale gelir ve ülkenin her yerinde sağlık
merkezleri açılır. Böylece çocukların
sağlıklı bir şekilde büyümesi için
gerekli olan ortam sağlanır. Çocukların
sosyal hayatı da cumhuriyetle birlikte
değişen başlıklardan olur. Çocuklar için
tiyatro, müzik ve dans gibi sanat
etkinlikleri düzenlenir ve yeni neslin
sanatla tanışması sağlanır. Ayrıca spor
etkinlikleri de düzenlenerek sağlıklı
bir yaşam tarzının teşvik edilmesi
amaçlanır. Bütün bunların yanında
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa
Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin açıldığı gün olan 23 Nisan'ı
bütün dünya çocuklarına armağan eder.
[müzik]
Programımızın bu bölümünde ilk olarak
çocuklara armağan edilen bir gün olan 23
Nisan'ı konuşuyoruz. Türkiye
Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolu ve
yeni rejimin çocuklara bakışını ele
alıyoruz. Hayatı boyunca çocuklar için
çaba sarf eden ve bu konuda birçok
önemli çalışmaya imza atan bir isim
konuğumuz oluyor. Ankara Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi
Profesör Doktor Sedat Sever'den konuyu
bizim için anlatmasını istedik.
[müzik]
>> 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramız kutlu olsun. 103. yılın nice
yıllarla birlikte bizim esenliğimiz
için, ülkemizin, Türk ulusunun esenliği
için nice olanaklara kucak açmasını
özellikle diliyor. Eee ve 23 Nisan
1920'ye gelinceye değin ülkemizin
koşullarına dönük birkaç kısa saptama
yapmak istiyorum. Sevgili dinleyiciler,
hepimizin çok iyi bildiği gibi Dünya
Savaşı'ndaki ağır yenilgenin sonucunda
Osmanlı İmparatorluğu çoğunluk nüfusun
Türk olduğu sınırlara doğru çekildi.
İmzalanan anlaşmalar uyarınca da ordu
büyük
>> [boğazını temizler]
>> ölçüde tasfiye edildi. Yabancı devletler
tarafından silahlarımıza el kondu.
Ülkenin birçok yöresi emperyalistler
tarafından işgal edildi. Ulaşım ve
haberleşmede olmak üzere birçok faaliyet
denetim altına alındı. Niçin bunları
aktarıyorum? Özellikle bizi 1920'ye
getiren koşullara ilişkin kısa
özetlemeli bir belirleme yapmak için
özellikle de 15 Mayıs 1919'da İzmir'in
Yunanlılar tarafından işgali gerçekten
bardağı taşıran son damla oldu. Evet.
Sömürgeci işgalin ülkeyi dört bir yandan
kuşattığı
1919'dan
1920'ye gelinceye değin 23'e gelinceye
değin yani 103 yıl süre geçti. Özellikle
23 Nisan 1920'de
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
açılması ile birlikte ne oldu?
Egemenliğin ulusa geçişi somutlandı.
Ulusal bağımsızlık savaşı kazanıldı.
gerçekleştirilen
siyasal, kültürel, eitsel içerikli
devrimlerle çağdaş bir devlet yapısının
temelleri atıldı. Türk ulusunu
bağımsızlığa götüren bu gücün kaynağı
nedir diye gelin hep birlikte düşünelim.
Nedir? Dört bir yanı emperyalist güçler
tarafından kuşatılmış bir toplum.
1919'da Büyük Atatürk'ün Samsun'a
çıkmasıyla, 1920'de Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin açılmasıyla ki bugün büyük
bir onurla o mutlu günü, o bayramı
kutluyoruz. Ve hemen şunu da aktarmak
istiyorum. Bir öğretmen olarak, bir
öğretim üyesi olarak ne mutlu ki bu
ülkenin bir üyesiyiz. Ne mutlu ki
dünyada çocuklara bayram armağan eden
bir ülkenin Evet. ilk kez ve hala tek
olan bu bayramı armağan eden bir ülkenin
üyesi olarak da onur duyduğumu, gurur
duyduğumu belirtmek istiyorum. Evet,
Ulusal Bağımsızlık savaşı kazanıldı.
Siyasal, kültürel, eitsel içerikli, nice
devrimlerle çağdaş bir devlet yapısının
temelleri atıldı. Sevgili dinleyiciler,
Türk ulusunu bağımsızlığa götüren bu
gücün temel kaynağı nedir? Bu soruyu
gelin yanıtlayalım. Bu düşünsel ve
eylemsel yapıyı tüm ilke ve değerleriyle
kuşatan anlayış sevgili dinleyiciler
Atatürkçülük olarak
kavramsallaştırılabilir.
Bu düşünsel yapının ulusun özgürlüğü
adına eyleme geçmiş en önemli tarihsel
olaylarını gelin birlikte hatırlayalım.
Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas
kongreleri. Evet. Sömürgeci işgalin
ülkeyi dört bir yandan kuşattığı
1918-19'dan
1920'ye gelinceye Büyük Millet
Meclisi'nin açılıp egemenliğin ulusa
geçişinin somutlandığı bu tarihe deyin
kısa bir serüvene çıktık. Ama şunu da
belirtmeden geçmek istemiyorum. Nedir 23
Nisan 1920'nin önemi? Türk ulusu için en
önemli bence aktarılması gereken yargı
demokrasinin düş olmaktan çıkıp bu
topraklarda düşünsel birikime dönüştüğü
tarihin adıdır. 23 Nisan 1920. Bu
tarihten başlayarak sevgili dinleyiciler
hukuksal ve ulusal egemenlik
demokrasinin de yapılanmasına imkan
sağlayan cumhuriyetle
kurumsallaştırılmıştır.
29 Ekim 1923'te
ilan edilen cumhuriyetle evet
demokrasinin yapılanmasına ilişkin çok
önemli bir adım atılmıştır. Şimdi 19
Mayıs 1919 sömürgecilerin parçalayıp yok
etme aşamasına getirdiği dağılmış bir
imparatorluğun içinden ulusal birlik
ülküsüyle Evet bu çok önemli. Ulusal
Birlik ülküsüyle Kurtuluş ve Bağımsızlık
Savaşı'nın başlatıldığını biliyoruz. 22
Haziran 1919'da
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları
tarafından Amasya'da yayımlanan genelge
o kadar önemli ki o genelgedeki yargı
hepimizin belleğinde ve ruhunda
biliyorum ki bütün canlıyla yaşıyor.
Milletin istiklalini yine milletin azim
ve kararı kurtaracaktır. Evet. Bu
belirleme ulusal kurtuluşun, ulusal
iradenin nedenli somutlandığını
göstermesi açısından çok önemlidir. Bu
karar tarihsel geçmişinde olduğu gibi
Türk halkının özgür yaşama istencinin
onurlu bir haykırışıdır. Sevgili
dinleyiciler, Doğu İlleri
temsilcilerinin de katılımıyla şimdi
özellikle bunları belirlemek istiyorum.
Çünkü Türk tarihinin çok önemli döneme
noktaları bunlar. Kurtuluşumuzun çok
önemli tarihleri 7 Ağustos 1919'da
Erzurum Kongresi 4 11 Eylül 1919'da
ülkenin bütün temsilcileriyle
gerçekleştirilen
Sivas Kongresi ve bu kongrelerde alınan
kararlarla yurdu işgal eden sömürgeci
güçler ve işbirlikçilerine karşı
başlatılan kurtuluş mücadelesi Türk
olusuna hem bağımsızlık hem de
aydınlanma çağının kapılarını
aralamıştır. İşte o kapının, o kapıdan
girişimizin ilk adımıdır. 23 Nisan 1920.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın
100. yılı kutlu olsun. Bu bayramı inşa
eden düşünceye ilişkin de sevgili
dinleyiciler birkaç saptama yapmak
istiyorum. Evet. Atatürkçülük Türk
toplumunun son derece geri kalmış
koşullarına ve yaşamsal sorunlarına
kaynağını bilimden alan bir anlayışla
çağdaş çözümler bulmuş bir düşünce
sistemidir. Peki bu düşünce sisteminin
özelliği nedir? Bu düşünce sistemi
ülkemizde çağdaş uygarlığa yönelişin
adıdır. Daha yalın bir belirleme ile
belleklerde kalacak bir yargıya
dönüştürelim. Atatürkçülük en özlü
yargıyla Türk ulusunun bir aydınlanma
sürecidir. Bireyin ve toplumun yaşamını
yönlendirmede aklın ve bilimsel
düşüncenin işlevsel kılınmasıdır. Ve biz
çok iyi biliyoruz ki batıda aydınlanma
çağının temel güç kaynağı da bu işlevsel
güç olmuştur. Atatürk Türkiye
Cumhuriyeti'nin düşünsel temellerini
atarak ulusal dayanışmayı sağlamış ki az
önce de belirttim batı ülkelerinin
eğitim süreçlerinde uzun zamandır
uygulanagelen özgür, bağımsız, bilimsel
düşünce gücüne sahip bireyler yetiştirme
anlayışının koşullarını da ülkemizde
yapılandırmış ve yaşama geçirmiş bir
önderin adıdır. Şimdi bir yargısını,
eğitimle ilgili bir yargısını siz
sevgili dinleyicilerimize bir kez daha
anımsatmak istiyorum. Ne diyor Atatürk?
Bir ulusu, özgür, bağımsız,
şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan
ya da köleliğe, yoksulluğa düşüren de
eğitimdir. Şimdi sevgili dinleyiciler
eğitim için neler yaptı? şanlı, özgür,
bağımsız bir toplumu yaratmak için
Atatürk neler yaptı sorusuna da birkaç
kısa açıklama ve örnek vermek istiyorum.
Şu yargı öylesine belleğimde size
aktarılması için beni uyarıyor ki
Atatürk diyor ki, "Bir millet ki resim
yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir
millet ki fennin yani bilimin icap
ettiği şeyleri yapmaz, ittiraf etmeli ki
o milletin tariki-i terakkide yani
ilerleme yolunda yeri yoktur." Peki,
Türk toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin
üzerine çıkarma ülküsü olan bu düşünsel
anlayış neler yaptı? Sevgili
dinleyicilerimiz, şimdi bir toplumun
demokratik toplum olabilmesi içinki
Atatürk'ün gerçek amacı buydu. O
toplumda demokratik kültürün
gelişebilmesi için biz çok iyi biliyoruz
ki önce o toplumdaki kişilerin düşünme
yetisi edinmesi, çocukluk yıllarından
başlayarak sorma, bilme, öğrenme
isteğinin o çocuklarda uyandırılması
gerekiyor. Çünkü demokratik kültür
yaşama, doğaya, insana özgü bir
duyarlılık bütünüdür. O duyarlılığın
gelişebilmesi için de okul türü
öğrenmenin bilimsel çağdaş bir anlayışla
yapılanması gerekiyor. Ne diyor Atatürk?
Kültür. Okumak, anlamak, görebilmek,
görebildiğinden anlam çıkarmak, ders
almak, düşünmek,
zekayı terbiye etmektir. Aklını terbiye
etmektir.
Ne demek aklı terbiye etmek sevgili
dinleyicilerimiz? Akl terbiye etmek
duygunun ve düşüncenin bilinçlenmesi
demektir. Duygu ve düşünce bilinçlenmesi
de sevgili dinleyicilerimiz erken
dönemden başlayarak çocukların bebeklik
evresinden başlayarak çocukların
izlediklerini, okuduklarını anlamaları
ve yorumlamalarıyla gerçekleşir.
Bebeklik evresinden başlayarak aklın
terbiye edilebilmesi için çocukların
aklına sorumluluk vermek gerekiyor.
Aklın işletilmesine dönük çocukların
nitelikli uyaranlarla buluşması
gerekiyor. Ancak ancak çocuğun kendi ana
dilinde kavram tasarımı sürecini
yetkinleşmesi gerekiyor,
yetkinleştirmesi gerekiyor. Ne demek
istiyorum? Demek istiyorum ki sevgili
dinleyicilerimiz, biz kavramlarla,
Türkçe sözcüklerle düşünürüz. Herkes
belleğindeki sözcük sayısı kadar, kavram
sayısı kadar özgün ve özgür düşünebilir.
Aklın eğitilmesi kavramsal yeterlilikle
koş bir süreci içerir. Biz çok iyi
biliyoruz ki batıda rönesans denilen o
yaratıcı düşünüş o toplumların, o
ulusların kendi dillerinin bilincine
ulaşmalarıyla doğmuştur.
Hepimizin çok iyi bildiği Atatürk'ün
önderliğinde gerçekleştirilen Türk dil
devrimi de kültürümüzü yaratıcı kılma
eyleminden başka bir şey değildir. Bilin
ki o 1918-19
koşullarında az önce kısa kısa
değinmelerde bulunduğumuz bir dönemde
durağan ve kapalı bir toplumd Türk
toplumunu bu durağan ve kapalı toplum
özelliğinden devingen ve açık bir toplum
yapısına geçirebilmek için her şeyden
önce bir kültür değişikliğine gereksinim
vardı. Atatürk uluslaşma sürecine giren
bir toplumun yaratıcı bir kültür
oluşturabilmesi için öncelikle burası
gerçekten vurgulanması gerekiyor.
Öncelikle dilini, ana dilini
geliştirmesi temel bir ilke olarak
benimsendi Atatürk tarafından. Türkçenin
yabancı ögelerden ve kurallardan
arındırılarak halka yaklaştırılması,
bilinçli çabalarla kendi yapı ve
olanaklarına uygun olarak geliştirilmesi
hem ulusal eğitim hem de toplumdaki
geniş halk kitleleri için sağlıklı bir
iletişim kurma, özgün duygu ve düşünce
üretme olanakları yarattı. Demokratik
toplum düşünen insana gereksinim duyar.
Bir toplumun düşünebilmesi için o
toplumdaki bireylerin kendi ana
dilleriyle kavram oluşturma
yeterliliğine erişmesi gerekiyor.
Türkçemizi, ses bayrağımızı kullanarak,
geliştirerek düşünme yetise edinmeye az
önce belirttim ya aklının kılavuzunda
yaşamını yönetme ve düzenleme
alışkanlığı kazanmaya başladı. İşte
sevgili dinleyicilerimiz bir toplumda
demokratik kültürün yeşermesi,
yetkinleşebilmesi için o toplumdaki
insanların önce düşünme yetisi aklının
kılavuzunda da yaşamı yönetme ve
düzenleme alışkanlığı kazanması gerekir.
İşte Büyük Atatürk'ün önderliğinde o
Cumhuriyeti kuran temel anlayış böyle
bir yapılanmayı Türk toplumu için de
amaçlamıştır.
[müzik]
Türkiye'de ilk olan Ankara Üniversitesi
Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Uygulama ve
Araştırma Merkezi'nin kurucu müdürü olan
Profesör Doktor Sedat Sever, çocuk
edebiyatının bilimsel bir çalışma alanı
olarak yapılanmasına öncülük eden
isimlerden, severden çocuk edebiyatını
ve çocuklar için okuma kültürünün
önemini anlatmasını istedik.
[müzik]
Evet. Bir ülkede sevgili dinleyiciler
bilimsel düşüncenin yaşamın her alanında
yaygınlaşabilmesi için kişilerin
bebeklik evresinden başlayarak, erken
çocukluk döneminden başlayarak özerkilik
geliştirmesiyle olanaklı. Bu nedenle
çocuklarımızın özellikle günümüzde
görsel anlamda kuşatıldığı, yazılı
kültürden hızla uzaklaştığı bir dönemde
ne yapacağız? Ülkemizdeki çocukların
eğitiminden sorumlu tüm kurumların,
kişilerin, ailelerin duyarlılıklarını
okuma kültürü edinmiş kişilerin
yetiştirilmesi konusunda buluşturulması
için çaba göstereceğiz. Diyorum ki
sevgili anneler, babalar, sevgili
dinleyicilerimiz,
çocuklarımız 3 aylık evreden başlayarak
duyu algılarını harekete geçirecek
nitelikli kendi dilinin olanaklarıyla
yapılandırılmış uyaranlarla,
resimli kitaplarla buluşturulması
gerekir. Uyaran organizmayı harekete
geçiren, akla sorumluluk veren uyarıcı
demektir. Çocuklarımızın akıllarını
geliştirmeden onların duygu ve düşünce
evrenlerini yetkinleştirmemiz mümkün
değil. Diyorum ki çocuğun karnına
ekmekten önce söz cinini katmalıyız. Bu
bir Kızıldereli atasözü. Belleğime
düştü. Sizinle paylaştım. Evet. çocuğun
karnına ekmekten önce yani 6 aylık
evreden önce sözcüğü yani kendi dilinin
kendi dilinin olanaklarıyla yapılanmış
dils gereçleri katmalıyız. Diyorum ki
çocuklarımızı annelerimizin ninnileriyle
beslemeliyiz. O ninni çocuğun kendi ana
diliyle kurduğu en etkili iletişim
yoludur. Çocuklarımızı özellikle 6
aylık, 8 aylık evrede kavram
kitaplarıyla, resimli kitaplarla görsel
algılarını
öğrenme sürecine katabilecek kitaplarla
buluşturmalıyız. Biz bunlara sesli
kitaplar diyoruz, kavram kitapları
diyoruz, banyo kitapları diyoruz. Peki
amacımız ne? doğası gereği öğrenmek,
bilmek, keşfetmek, yeni şeyler bulmaya
çalışmak isteyen canlının duyu
algılarını öğrenme sürecine katmak.
Kimdir çocuk? Sevgili dinleyicilerimiz,
çocuk yaşamı anlamak, bilmek, öğrenmek
isteyen canlının adıdır. Kendi duyu
algılarını, kendi bilişsel
yeterliklerini kullanarak öğrenmeyi
temel ilke olarak benimsemiş canlının
adıdır çocuk. çocuğu gelin büyük usta
Fazıl Ösne Dağlarca
çok kısa bir şiiriyle de belleğimizde
canlandıralım. Ne diyor dağlarca?
Bakın şiirin adı açık. Kapısı açık bir
evdir hep çocuklar. Bir daha
seslendiriyorum. Kapısı açık bir evdir
hep çocuklar. Kediler de, develer de,
kuşlar da, bulutlar da girer içeri.
Evet. Çocukların duygu ve düşünce
evreni, düş güçleri çok yetkindir. Bu
öğrenme isteğini siz onların düş gücünü
besleyen kaynaklarla, nitelikli resimli
kitaplarla sanatçılar tarafından çocuğun
dil ve anlam evrenine, yaşına uygun
kitaplarla
beslerseniz bilin ki o çocukların
ilkokulda, ortaokulda, lisedeki öğrenim
başarısı çok verimli olacaktır. O çocuk
istediği, dilediği üniversitede okuma
olanağını bulacaktır. Diyorum ki çocuğun
okul türü öğrenmedeki başarısının
temelleri okul öncesi dönemde annenin
babanın duyarlı çabalarıyla atılır.
Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki yaşamın
ayrılmaz bir gerçekliğidir öğrenmek.
Kişi yaşamının her döneminde, her
aşamasında öğrenme gereksinmesi duyar.
Öğrenmek insanlar için yaşamı anlamaya
çalışmanın temel bir etkinliğidir. Bunun
için sevgili dinleyiciler, sevgili
anneler, babalar, çocuğun yaşamının ilk
günlerinden başlayarak nesne ve
varlıklarla etkileşime girdiğine siz de
tanıklık ediyorsunuz. Peki neden bu
nesne ve varlıklarla etkileşime giriyor?
her şeyi öğrenmek ve bilme çabası içine
giriyor. Çünkü tanımak ve anlamak onun
temel gereksinmesi. O nedenle bebeklik
döneminden başlayarak sağlıklı bir
gelişim süreci için çocukların öğrenme
gereksinmelerini yanıtlayan nitelikli
kitaplarla ama tekrar ediyorum yaşına
uygun nitelikli kitaplarla
buluşturulması temel bir ilke olarak
benimsenmeli. Ve biz çocukların sorma
bilme isteğini, merak etme güdüsünü
besledikçe,
onların o güdüsünü harekete geçirdikçe,
o çocukların başarılı bireyler olarak,
demokratik toplumun etkin birer üyesi
olarak çok önemli sorumluluklar
üstleneceğini de hiç aklımızdan
çıkarmamamız gerekiyor. Onun için temel
ilke bir çocuğun kendi dilinin
olanaklarıyla kavram tasarımı sürecini
desteklemek, duyu algılarını kullanarak
onları anlamaya, duyumsamaya dönük
düssel ve düşünsel bir çaba içine
girebileceği ortamlar yaratmak. Biz
anne, baba ve eğitimcilerin temel
sorumluluğu olduğunu bir kez daha
anımsatmak istiyorum. Sevgili
dinleyiciler,
[müzik]
bu bölümümüzde 29 Ekim 1923'te kurulan
Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuklara
bakışını dinledik. Konuğumuz Ankara
Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi
öğretim üyesi Profesör Doktor Sedat
Severdi. Önümüzdeki bölümlerde
Cumhuriyetin farklı alanlardaki asırlık
öyküsünü dinlemeye devam edeceğiz.
Haftaya yeniden görüşmek dileğiyle.
Hoşça kalın.
[müzik]
>> [müzik]
>> Hazırlayan Ömer Polat, sunan Hakan
Yılmaz.
>> [müzik]
>> bir asrın sonunda
Ask follow-up questions or revisit key timestamps.
Bu videoda, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklara verdiği önemin yanı sıra, Prof. Dr. Sedat Sever'in çocuk eğitimi, okuma kültürü ve demokratik bir toplumun inşasında eğitimin rolü üzerindeki görüşleri ele alınmaktadır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın tarihsel önemi ve çocukların gelişiminde ana dilin ve sanatın etkisi vurgulanmaktadır.
Videos recently processed by our community